Ingilizce-Türkçe Çeviri
bir uçtan bir uca, bir yandan bir yana, karşıdan karşıya. karşı(sın)da, öbür tarafta.
Across ve over, bir hattın, nehrin, yolun, köprünün öbür/karşı tarafına ya da öbür/karşı tarafında anlamlarında kullanılır: His village is just across/over the border. (Köyü, sınırın öbür tarafında.) He couldn't jump across/over the stream. (Irmağın karşı tarafına atlayamadı.)
karşıya geçmek, karşıdan karşıya geçmek geçişli f. He crossed the street when the traffic stopped. Arabalar durunca karşıdan karşıya geçti. (go over: a line, border) (öbür tarafa, vb.)
Ingilizce-Türkçe Çeviri. (a) yazmak, kaydetmek, not almak, (b) yazı ile yermek/değerini düşürmek.
köşe, kenar. The bottom corners of a page.
Above kelimesini anlamı; yukarıda, yukarıdaki, üstünde, birinin veya bir şeyin nerede olduğunu söylemek için kullanılır. Bir şeyden daha yüksek bir seviyede veya doğrudan üzerine, üstünde olarak tanımlanır.
Whereas: İngilizce zıtlık bağlaçlarından whereas bağlacı, iki farklı fikri karşılaştırmak için kullanılır. “Oysa, halbuki” anlamına gelir. Örneğin: She is very ambitious, whereas her friend is more laid-back. (O çok hırslı, oysa arkadaşı daha rahat bir yapıya sahip.)
Nasıl oldu? How will he do this? Bunu nasıl yapacak?
Yoluyla, aracılığıyla, vasıtasıyla.
Fiil okumak, kıraat etmek. to read a book. to read a story to one's children. Fiil anlamak.