Farsça cul جل veya cūl جول “kaba kumaş, çuval bezi” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça aynı anlama gelen cull جلّ sözcüğü ile eş kökenlidir.
eski bez parçalarını birbirine dikerek yapardı. minderden ince, bez örtüden kalın oturmak için kullanılan bez parçalarıdır. daha çok kapı önleri ve bizim iç anadoluda ekmek yapılan ekmek evi dediğimiz yerlerde kullanılırdı...
At ve merkep gibi binek hayvanları üzerine atılan semerlere Urfa'da “Palan”, bu sanatla uğraşanlara da “Çulcu” (Palancı) denilmektedir. Eskiden deve üzerine atılan ve “Havut” denilen deve palanları da bu sanat koluna girmekte, bu işle uğraşanlara “Havutçu” denilmekteydi.
cul (SYK) : Küçük abdest. çarşāğası (İ) : Zabıta.
Günümüzde kullanılan çimento kelimesi Latince'de anlamı yontulmuş taş olan "caementum" kelimesinden türemiştir.
cep - Nişanyan Sözlük. Arapça cyb kökünden gelen cayb جَيْب “1. iki meme arası, kucak, koyun, 2. gömleğin göğüs veya baş geçirilen yarık yeri, 3. matematikte sinüs” sözcüğünden alıntıdır.
Gövdesi büyük, iri yapılı, iri yarı (canlı): Hakîkaten pehlivan cüsseli bir zat (Ahmet Râsim). Yüzleri farkedilmeyen bu cüsseli ve bembeyaz donlu adamlar (Refik H. Karay).
İki iplik sistemine göre dokunmuş yünden yapılan havsız el dokumasına kilim adı verilmektedir. Tunceli ve yöresinde oda ve ev damı denilen yerlere serildiği gibi duvarlara da asılabilmektedir. Ayrıca yükleri örtmek ve yastık yüzü olarak da kullanılmaktadır. Orjini türkçedir, diğer dillere de Türkçeden geçmiştir.
Mesut ismi Arapça kökenlidir ve mutlu anlamına geliyor.
At, eşek, deve, katır gibi binek ve yük hayvanlarının sırtına göre hazırlanan ve binicisinin rahatı düşünülerek yapılan oturaklara Niğde'de “Palan”, bu zanaatla uğraşanlara da “Palancı” denilmektedir. Palan, hayvanın yüklenmesini ve yüklenen yükün taşınmasını kolaylaştırmaktadır.