“Nâdânı terk etmeden, yârânı arzularsın. Hayvanı sen geçmeden insanı arzularsın” dizelerinde cahil insanlardan vazgeçmeden dostların bulunamayacağı anlatılıyor.
Malatyalı Niyazi Mısri: Nâdânı terk etmeden yaranı arzularsın | By Gargamel AmcaFacebook.
Halvetî-Mısrî şeyhi, Niyâzî-i Mısrî Âsitânesi son postnişini. Fars ve özellikle Türk edebiyatında İslâm tasavvufundaki devir anlayışını işleyen manzumelere verilen ad. Rüya tabiriyle ilgili eserlerin genel adı.
Niyâzî, yaklaşık bir buçuk yıl kadar süren bir dönemin ardından Defterdar Sarı Mehmed Paşa'ya göre cezbe galebesiyle şeriatın zâhirine ay- kırı bazı sözleri sebebiyle Bursa kadısı Ak Mehmed Efendi'nin şikâyeti üzerine bu defa Limni adasına sürgün edildi.
Niyâzî-i Mısrî, (d. 9 Mart 1618, Malatya - ö. 16 Mart 1694, Limni), Halvetiye tarikatının Mısriyye kolunun kurucusu olan mutasavvıf ve şair.
Mutasavvıf Niyâzî-i Mısrî'nin yaşadığı devir (1618-1694) Osmanlı Devleti'nin gerilemeye yüz tuttuğu bir zaman dilimidir. Onun yaşadığı dönemde yedi Osmanlı padişahı hüküm sürmüştür. Bunlar: Sultan I. Mustafa (1617-1618 ve 1622-1623), II. Osman (1618- 1622), IV. Murad (1623-1640), İbrahim (1640-1648), IV.
"Derman arardım derdime, derdim bana derman imiş" mısralarıyla tanıdığımız Niyazi-i Mısri, yaşadığı dönemden günümüze kadar gerek tasavvufun gerekse edebiyatımızın en önemli isimlerinden biri oldu. Öyle ki kültür tarihimizde Yunus Emre'den sonra en çok bestelenen ilahi, Niyazi Mısri'ye aittir.
Şeyhle müridin aynı anda birbirinin elini öpmelerine (görüşmek), oturunca “aşk olsun” dendiğinde yeri öperek şükür secdesinde bulunulmasına ve baş kestikten sonra sağ elin şahadet parmağının ağza götürülüp öpülmesine “niyaz etmek” adı verilir.
RİSALE-İ TEVHÎD (NİYÂZÎ-İ MISRÎ)
Müellifin tevhidin mertebeleri, Allah'ın zatı, sıfatları ve fiillerinden bahseden eseri. Kitap, Risâletü't-Tevhid veya Risâle-i Kelime-i Tevhîd adlarıyla da bilinir.
Yaşadığı dönemden bu yana tasavvuf ehlinin baş tacı ettiği 17. yüzyıl Türk edebiyatının önde gelen mutasavvıf şairlerinden olan Niyâzî-i Mısrî kendi ifadesine göre 1027/1618 yılında Malatya'da dünyaya gelmiştir.
Tasavvufî disiplin, meşreb ve mizaca uygun tavır ve yol almanın ötesinde müessesevî bir karaktere malik bir ocak olarak ortaya çıkan ilk tarîkat, genel kabûle göre Kadiriyye'dir. Bu tarîkatın kurucusu Abdulkâdir Geylânî (ö. 562/1166)'dir.
Niyazî-i Mısrî (ö. 1105/1694), XVII. yüzyıl Osmanlı Döneminde yaşamış büyük bir mutasavvıftır. Mısrî, Malatya'da doğmuş (1027/1618), çocukluğunu orada geçirmiştir. Yüksek öğrenimini Mısır- Ezher Üniversitesinde yapmıştır. Mısır'dan Anadolu'ya gelir.