Türk edebiyatında anı türünün ilk örneği Babür İmparatoru Babür Şah'ın yazdığı Babürname adlı eserdir Sonrasında vakayinameler, menakıpnameler, gazavatnamelerde anı türü diğer türlerle iç içe geçmiştir. Tanzimat Dönemi'nde de anı türünün diğer türlerle iç içe verilmesi söz konusudur.
Kimi anı kitapları da toplum içinde belli özellikleriyle seçilmiş kişilerin portrelerinden oluşmaktadır. Anı türünün en bilinen örnekleri Cevat Şakir Kabaağaçlı, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Halide Edib Adıvar ve Falih Rıfkı Atay vermiştir.
Bir kimsenin yaşadığı veya karşılaştığı olaylar ile tanıdığı kişileri, gördüklerine ve bilgisine dayanarak anlattığı yazılara anı (hatıra) denir. Öteki türlerde olduğu anı da yazarın duygularını, düşüncelerini ve birtakım tecrübelerini başkalarıyla paylaşma isteği vardır.
İslamiyet'in Türklerce kabulünden sonraki bilinen ilk Türkçe yazılı eser, 11. yüzyılda Yusuf Has Hacib'in Doğu Karahanlı hükümdarı Tabgaç Uluğ Buğra Kara Han'a atfen Eski Türkçe olarak bilinen Karahanlı Türkçesi ile yazdığı ve takdim ettiği Kutadgu Bilig'dir.
Yaşanılmış olayların anlatıldığı otobiyografik eserlerin ortak adı. Baştan geçen olayların çoğunlukla manzum, bazan da nesirle karışık olarak anlatıldığı edebî tür.
- Geçmişi birinci kişinin ağzından, kendi yorumunu katılarak anlatılmasıdır. - Yazan kişinin unutulmasını istemediği olayları anlatır. - Tarihi olayları da aydınlatılması açısından anılar tarihi kaynak olarak da kullanılmaktadır.
Anı kişilerin tanık oldukları olayları ve bu olaylar ile ilgili izlenimlerin anlatıldığı yazı türü olmaktadır. Anılar otobiyografinin özelliğini taşımakta yaşanmış olaylardan oluşmaktadır. Diğer adı ile hatıra olan anının toplum hayatında da özel bir yeri bulunmaktadır.
Halit Ziya Uşaklıgil'in de anı türünde birçok eseri bulunmaktadır. Bu eserlerinin yanı sıra İzmir Hikâyeleri başlığı altında yazdığı sekiz hikâye deaslında anı niteliği taşıdığı için anı/hikâye bağlamında değerlendirilmelidir.
Ahmet Mithat Efendi - Menfa: "Menfa," yazarın Osmanlı toplumundaki değişimlere dair gözlemlerini içeren bir eserdir. Ahmet Mithat Efendi, eserinde hem bireysel deneyimlerini hem de toplumsal olaylara dair düşüncelerini aktarır.
Gazi Mustafa Kemal'in 10 Kasım 1938 günü hayata gözlerini yumması tüm ülkeyi yasa boğmuştur. Herkesi büyük üzüntüye sevk eden bu ölüm sonrasında Atatürk'ü unutmamak ve her yıl anmak adına 10 Kasım Atatürk'ü Anma Günü olarak ilan edilmiştir.