Ayrılma, allah'a ısmarladık deme, bırakma, sonverme.
Minnet etme, boyun eğme: “Kimseye müdânâsı yok.” ѻ Müdânâ etmek (eylemek): Minnet etmek, boyun eğip yalvarmak: Geldim sana eyleyim müdânâ / Olursan eğer benimle hem-pâ (Şeyh Gālib – Ş. A.D.). Kimseye müdânâ etmeden ağalar gibi yaşıyorduk (Aka Gündüz).
Bir yere sürekli olarak giden, gedikli anlamına gelen “müdavim” kelimesi, dilimize Arapçadan geçmiştir. Kökeni “devam” kelimesidir.
Öz. Amaç: Tıbbi konsültasyon bir hastalığa tanı koymak ya da hastalığı tedavi etmek amacıyla birden fazla hekimin görüş alışverişinde bulunması olarak tanımlanmaktadır. Konsültasyon istenen hekime 'konsültan', konsültasyonu isteyen hekime ise 'müdavi' hekim denmektedir.
“Mirasbırakan”, yani “Muris”, ölümü üzerine hak ve alacakları kanunda tanımlanmış mirasçılara intikal eden kişi olarak ifade edilmektedir.
sık giden kimse; müdavim, devamlı müşteri.
Müdahane kelimesi, dalkavukluk yapmak, göze hoş görünmek için çabalamak ve çıkarların doğrultusunda hareket etmek demektir. Bu kelimeden türeyen müdana sözcüğü ise, bir kişinin otoritesine kayıtsız şartsız itaat etmek anlamına gelir.
Kelime Anlamı: "Dalkavuk" kelimesi, başkalarının gözü önünde aşırı övgülerde bulunarak çıkar sağlamaya çalışan ve aşırı derecede uysal veya yaltaklanan bir kişiyi tanımlar. Dalkavuklar, genellikle gerçek duygularını gizler ve çıkarları için başkalarını memnun etmeye çalışırlar.
Yine Türkçe Sözlük'teki biçimiyle tamah, 'açgözlü- lük' ve tamah etmek de 'aç gözlü davranmak; çok beğenip istemek' (Türkçe Söz- lük 2005: 1896) anlamlarındadır.
Arapçadan gelen muadil kelimesi, eşdeğer sözcüğünden alıntıdır. Eşit ve denk anlamları taşımaktadır. Muadil Ne Demek? Muadil, arzulanan bir şeyin, özelikle istenilen özeliği bakımından, diğeriyle neredeyse tamamen aynı olma durumudur.