[1] Bakışları birbiriyle karşılaşmak. Bakışmak.
Deyim. [1] Birine kavuştuğu sevindirici bir durum dolayısıyla kutlamaya, iyi dilekte bulunmaya gelmek.
Veri tabanında tespit edilen deyimlerden gözünü dört açmak, gözünden kaçmak/kaçırmamak, gözü (birinin, bir şeyin) üzerinde olmak, göz kesilmek, göze çarpmak, gözlüye gizli olmamak, dört gözle bakmak, deyimleri bu kategori içinde değerlendirilebilir.
Kötü niyetli kişilerin fesat ve kıskançlık dolu bakışlarıyla birilerini kötü yönde etkilemelerine nazar denir. Bu tür durumlar için daha sonrasında "göze gelmek" deyimi kullanılmaya başlanmıştır.
[1] Alımlı, çekici. [2] Güzelliğiyle dikkati ve ilgiyi üzerine çeken güzellik.
Yani anlatılmak istenen bir durum, deyimler ile daha anlamlı ve daha kısa yoldan anlatılabilir. Göze gelmek de herkes tarafından kullanılan bir deyimdir.
Deyimler ayrı yazılır: akıntıya kürek çekmek, çam devirmek, çanak tutmak, gönlünden geçirmek, göz atmak, kulak asmak, kulak vermek, çantada keklik, devede kulak, yağlı kuyruk, yüz görümlüğü vb.
Dudak uçuklatmak deyim mi? Bu süreçte, dudak ısırma, dudak bükmek ve dudak sarkıtmak gibi ifadeler, izleyicilerin duygusal tepkilerini ve yorumlarını yansıtmak için kullanıldı. Ancak metinde geçen "dudak uçuklatmak," dilimize yerleşmiş bir deyim olmadığı için seçenekler arasında bulunmamaktadır.
Kulak ardı etmek: Dikkate almamak, göz önünde tutmamak.
Eski Türkçe köz “görme organı” sözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Eski Türkçe kör- “görmek” sözcüğünden türetilmiştir.