Türkiye, II. Dünya Savaşının ardından tarihi bir seçim yaparak özgür dünya ile birlikte, Batı Bloku'nda yer almayı tercih etmiştir. Genç Türkiye Cumhuriyeti'nin temel felsefesi ile uyumlu olan bu politika, Türkiye'nin 1952 yılında NATO'ya üye olmasıyla taçlandırılmıştır.
NATO, tartışmalar ve ortaklıkları vasıtasıyla üye ülkelerinin topraklarında veya bu toprakların dışında çatışmaların önlenmesine katkıda bulunur. NATO, demokratik değerleri geliştirir ve anlaşmazlıkların barışçı yollarla çözülmesini taahhüt eder.
NATO-Türkiye ilişkileri, Türkiye'nin, NATO üyesi olmak için girdiği Kore Savaşı ile 1952 yılında başlamıştır.
NATO'nun en öenmli maddesi olarak kabul edilen 5. madde, "Tarafların, Avrupa veya Kuzey Amerika'da bir veya daha fazlasına karşı yapılacak silahlı bir saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağı konusunda mutabıktır" olduğu anlamını taşıyor.
Kurucu üyeler ve genişleme
Mevcut üyelik 32 ülkeden oluşmaktadır. Kurucu 12 ülkeye ek olarak, Soğuk Savaş sırasında dört yeni üye katılmıştır: Yunanistan ve Türkiye (1952), Batı Almanya (1955) ve İspanya (1982). 1990 yılında Almanya'nın yeniden birleşmesiyle eski Doğu Almanya toprakları da eklenmiştir.
NATO'nun amacı politik ve askeri vasıtalarla üye ülkelerin özgürlüǧünü ve güvenliǧini temin etmektir. POLİTİK – NATO demokratik deǧerleri desteklemektedir ve üyelerine sorunları çözmek, güven olușturmak ve uzun vadede çatıșmaları önlemek için savunma ve güvenlikle ilgili danıșma ve iș birliǧi sunmaktadır..
ABD, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa ve İtalya gayriresmî bir tartışma grubu olan Quint üyesi kabul edilmektedir.
AGİT'in ortak ülkelerinden biri ve NATO Akdeniz Diyaloğu üyesidir. AB'yle de “Avrupa-Akdeniz Ortaklığı” çerçevesinde Ortaklık Anlaşması bulunmaktadır. * İsrail, 1980 yılında başkentini Kudüs olarak ilan etmiş ve devlet kurumlarını bu şehre taşımıştır.