(Ar. sebḳ “önce geçmek, geride bırakmak”tan esbaḳ) Öncekinden önce olan, daha eski, bir makamda bir evvelkinden önce bulunmuş olan [Bir öncekine sâbık denir]: “Esbak Rumeli defteri.” Hakîkate nazar olunsa rehberiz Kays'a / Velî tarîka gelince o bizden esbaktır (Rûhî-i Bağdâdî).
Esbab kelimesi Osmanlıca bir kelime olmasına rağmen dilimizde de kullanılmakta olan bir kelime olarak bilinmektedir. Esbab kelimesinin sahip olduğu anlam ise bir işe sebep olma olarak kullanılmaktadır. Esbab kelimesi genel olarak sebep ve sebep olma anlamlarına gelmekte olan bir kelime olarak ifade edilebilir.
Okunduğunda veya üzerinde taşındığında Allahü teâlânın muhâfazasına (korumasına) kavuşmaya vesîle (sebeb) olan âyet-i kerîmeler.
Sonsuz zaman, zihnen son bulması düşünülemeyen süre, varlığın gelecekte sonsuzca devam etmesi anlamında felsefe ve kelâm terimi.
Esbab kelimesi Osmanlıca dilinde, bir işe sebep olma olarak kullanılıyor. Esbab eski Türkçe dilinde “sebep” anlamındadır.
Şirk-i teb'iz: Tanrı'yı bir bütünün parçası kabul etmektir. Teslis inancı bu kapsamda değerlendirilmiştir. Şirk-i esbâb: Dışsal etkiyi reddeden, evrensel oluşumları, maddenin ve evrenin kendi iç dinamikleriyle açıklayan anlayış, inananlarca bu kapsamda değerlendirilmiştir.
(esbab-ı mucibe) gerekçe. icap etme sebepleri. bir şeyi gerektiren neden ya da nedenler.
Arapça ṣdr kökünden gelen ṣadr صَدْر “1. göğüs, 2. (mecazi) bir şeyin başı, suyun kaynağı, mecliste baş köşe” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça ṣadara صَدَرَ “başladı, kaynaklandı” fiilinin faˁl vezninde masdarıdır.
Büyük sorumluluk sahibi anlamına gelen vezîr-i âzam tabiri 16. yüzyılın ikinci yarısıyla beraber baş, üst mevki anlamına gelen "sadr" kökeninden türetilen ve başta oturan, yüksek makam sahibi anlamına gelen sadrazam terimine yerini bırakmıştır.
Sözlükte “yarmak” anlamındaki şakk ile “göğüs” mânasına gelen sadr kelimelerinden meydana gelen terkip “göğsün yarılması” demektir.