Kendi dışındaki varlıkları yaratan, yaşatan ve yöneten, varlığı kendinden olan en yüce zat. Allah kelimesinin etimolojisi hakkında çok farklı görüşler bulunmakla birlikte kelimenin Arapça asıllı “ilah” lafzından türemiş olduğu genel kabul görmektedir.
yaratıklardan hiç birine benzemeyen yüce bir varlıktır. Ezeli ve ebedidir, varlığı kendindendir. Doğmamış, doğurmamıştır. Her türlü noksanlıklardan uzaktır, sonsuz kudret sahibidir, her şeyi bilir, işitir ve görür.
Allah ise her türlü noksanlıklardan uzak mükemmel ve mukaddes bir varlıktır. Böyle yüce bir varlık, önce yok iken var olan sonra yine yok olacak hiçbir varlığa benzemez. Allah kendi zatını "O 'nun benzeri yoktur. O, herşeyi işitici ve görücüdür. " (eş-Şûrâ, 42/11) ayetiyle vasıflandırmıştır.
Allah şüphesiz adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara bakmayı emreder; hayasızlığı, fenalığı ve haddi aşmayı yasak eder. Tutasınız diye size öğüt verir. Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.
Çünkü Allah'ı görme talebinde bulunan Hz. Mûsâ, Tûr'a tecelli eden Allah'ı görememiş ve sonunda bu isteğinden ötürü tövbe etmiştir (el-A'râf 7/143).
Öte yandan “Allah” kelimesi bütün Müslümanlar için tevhid inancını temsil eden ortak bir bağ niteliğindedir. Bu sebeple Müslümanların, ibadet ettikleri tek yaratıcılarını “Allah” diye anmaları daha doğru olur. Dolayısıyla “Allah” bu adla veya “esmâ-i hüsnâ” adı verilen 99 isminden biriyle anılmalıdır.
Muhammed: 'İslam; Allah'tan başka tanrı olmadığına, Muhammed'in de Allah'ın elçisi olduğuna tanıklık etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman ve gücün yeterse Beyt'i hac etmendir' der. Bunun üzerine O zat: 'Doğru söyledin' der.
Sabırlı, adaletli, temiz, cömert kullarını sever. Tembel, cimri, kafir, hain, zalim kullarını sevmez.
Hadislerde de kalem hakkında çeşitli bilgiler verilmiştir. Resûl-i Ekrem kalem hakkında şunları söylemiştir: Allah'ın ilk yarattığı şey kalemdir.
Allah'ın eli, yüzü, parmağı, nüzul ve istivâsı, insanlarınki gibi değildir. Zira âyet-i kerimede meâlen “Allahü teâlânın aslâ bir misli, benzeri yoktur” buyuruluyor. İmam Gazâlî hazretleri bu mevzuda İlcâmü'l-A'vâm eserini yazmış; Türkçe'ye tercüme olunmuştur.