Mutlak monarşi, yasama ve yürütme kuvvetlerinin hükümdarda toplandığı bir hükûmet sistemidir. Bu sistemde, devlet içinde tek ve en büyük otorite sahibi hükümdardır. Yasama, yürütme ve hatta yargı yetkisinin sahibi 'hükümdar'dır (monark, kral, padişah...).
sonuç itibarıyla anlaşıldığına göre mutlakiyet modelinde egemenlik tek bir şahısa ya da bir kurula aittir. ve halkın yönetimde hiçbir söz hakkı yoktur. kolayca anlaşılacağı üzere bu yönetimin hemen bir tiraniye/despotizme dönüşmemesi için hiçbir engel bulunmamaktadır.
Mutlakiyet yönetimi, tek bir kişinin veya bir zümrenin gücü elinde bulundurduğu bir yönetim şeklidir. Mutlakiyet yönetimine göre ülkeyi yönetme yetkisi belirli bir kişiye veya bir zümreye aittir. Yani yönetme yetkisi tek bir elden yapılmalıdır.
Mutlakiyet kelime anlamı olarak saltçılık anlamına gelmektedir. Daha çok devletlerin yönetim şekillerinden bahsederken kullanılır.
Mutlak monarşide, monark hükûmetin fiilen başıdır, geniş hükmetme yetkilerine haizdir ve bunları etkili biçimde kullanır. Meşruti monarşide, monarkın hükmetme yetkileri ya oldukça sınırlıdır ya da yoktur, yani tamamen sembolik bir hüviyete sahiptir.
Bürokratik mutlakiyet veya bürokratik oligarşi, demokratik devletlerde atanmışların seçilmişlere tahakkümü sonucu oluşan bürokratların ne olursa olsun söz sahibi olduğu sözde demokratik sistemlerdir. Bu durumda devlet denetimi ve yönetimi milletten çıkarak atanmışların bulunduğu üst kurullar ve kurumlara geçer.
Sultan II. Abdülhamit'in 13 Şubat 1878'de Parlâmentoyu süresiz tatil etmesinden 23 Temmuz 1908'e kadar geçen döneme Mutlakıyet dönemi denir.
Batı'da, 16. yüzyıl içinde Mutlakıyetçi Devlet ortaya çıktı.
Aydınlanmacı mutlakiyetçilik (veya Aydınlanmacı despotizm), hükümdarlarının Aydınlanma'dan etkilendiği mutlâkî krallık yönetimi. Aydınlanmacı krallar, aydınlanma ilkelerini, bilhassa akılcılığı benimserler ve hükümranlıklarındaki bölgelerde bu ilkeleri uygularlar.
Mutlak hiçbir sıfatla eksiltilemez, hiçbir şeyle benzerlik ve zıtlık kabul etmez, eksiklik ve tamlık kavramlarından uzaktır. Mutlak hakkında değişmek, başka türlü olmak, yükselmek, alçalmak ve tekamül etmek gibi kavramların hiçbiri düşünülemez ve söz konusu edilemez.