Deruhte sözcüğü TDK anlamı ise şu şekilde görülür;
- Bir şeyi üstlenerek yerine getirme, - Üstlenme.
ѻ Deruhte etmek: Üzerine almak, üstlenmek, yüklenmek: Böyle muhâtaralı bir vazîfeyi deruhte edemem (Hüseyin R. Gürpınar).
deruhte - Nişanyan Sözlük. Farsça dar ˁuhda giriftan در عهده گرفتن “uhdesine almak, sorumluluğu üstlenmek” deyiminden alıntıdır. Bu deyim Arapça ˁuhda(t) عهدة “sorumluluk” sözcüğünden türetilmiştir.
1. Toplamak: Cihân-ı hikmetin derceylemiş hâl-i süveydâda / Hudâ bir nokta içre bir garîb iklîm göstermiş (Leskofçalı Gālib). 2. (Gazete, dergi vb. şeylere veya bir metne) Koymak, yazmak, kaydetmek: Dercetmişti nâmesine va'de-i vaslın (Şeyhülislâm Yahyâ).
deklase - Nişanyan Sözlük. Fransızca déclassé “sınıf düşmüş, değer kaybetmiş (kimse)” sözcüğünden alıntıdır.
Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak zaman helak eder…” (Câsiye 54/24). Araplar bu sözleriyle muhtemelen şunu ifade etmek istemişlerdi: Kimi zaman bir insan ölür kimi zaman da yaşar; ölmek ve yaşamak sadece “zaman”a bağlıdır. Burada sözü edilen zamandan maksat “dehr”dir.
(< hiddet+len-mek) Kızmak, öfkelenmek, gazaba gelmek: İlhâmi titizdir, sinirlidir, aklına geleni yapmak ister, mâni olmaya kalkışırsanız hiddetlenir (Kerîme Nâdir).
Dehşet, kişinin tehlikeli bir durumla karşı karşıya kaldığında veya korkunç bir şey gördüğünde hissettiği duygudur. Dehşete kapıldıktan sonra kişide kısa süreli çarpıntı, yüz kızarması, titreme ve terleme gibi bazı anksiyete belirtileri ortaya çıkabilir.
İki sanatçı veya grubun bir eserde işin içinde yer alması "düet" olarak tanımlanmaktadır.
Adı ve tarihi. Tatlının kökeni İran coğrafyasına dayanır. Görünüşü koyun yününe benzediği için yün gibi anlamına gelen peşmek (پشمک) kelimesinin zamanla Türkçede "pişmaniye" diye söylenmeye başlandığı muhtemeldir.