ѻ Deruhte etmek: Üzerine almak, üstlenmek, yüklenmek: Böyle muhâtaralı bir vazîfeyi deruhte edemem (Hüseyin R. Gürpınar).
Deruhte sözcüğü TDK anlamı ise şu şekilde görülür;
- Bir şeyi üstlenerek yerine getirme, - Üstlenme.
deruhte - Nişanyan Sözlük. Farsça dar ˁuhda giriftan در عهده گرفتن “uhdesine almak, sorumluluğu üstlenmek” deyiminden alıntıdır. Bu deyim Arapça ˁuhda(t) عهدة “sorumluluk” sözcüğünden türetilmiştir.
ufak balta. sekli hilal ve yarim ay arasi bir goruntuye sahip, genelde cali cirpi ve agac dali kesmeye yarar ufak balta. ege taraflarinda tahra olur.
(< hiddet+len-mek) Kızmak, öfkelenmek, gazaba gelmek: İlhâmi titizdir, sinirlidir, aklına geleni yapmak ister, mâni olmaya kalkışırsanız hiddetlenir (Kerîme Nâdir).
Dehşet, kişinin tehlikeli bir durumla karşı karşıya kaldığında veya korkunç bir şey gördüğünde hissettiği duygudur. Dehşete kapıldıktan sonra kişide kısa süreli çarpıntı, yüz kızarması, titreme ve terleme gibi bazı anksiyete belirtileri ortaya çıkabilir.
Dekem pirinç keki , Pemalang Regency'den gelmektedir. İşlem, pirinç kekinin suya batana kadar ıslatılmasını içerir, bu nedenle Pemalang bölgesinde "dekem" adı "daldırma" anlamına gelir.
Dekem pirinç keki , Pemalang Regency'den gelmektedir. İşlem, pirinç kekinin suya batana kadar ıslatılmasını içerir, bu nedenle Pemalang bölgesinde "dekem" adı "daldırma" anlamına gelir.
Dekem pirinç keki , Pemalang Regency'den gelmektedir. İşlem, pirinç kekinin suya batana kadar ıslatılmasını içerir, bu nedenle Pemalang bölgesinde "dekem" adı "daldırma" anlamına gelir.
(ar. tezvir ve çoğul eki -at ile tezvirat) tezvirler, yalanlar, ara bozucu dedikodular: “tezvîrâta kulak asmamak gerek.”