Destârî (ﺩﺳﺘﺎﺭﻯ) sıf. ve i. (nispet eki -і ile) Sarık hazırlayan (kimse), sarıkçı.
Dest-bûs: Farsça dest ile bûs kelimelerinden doğan bu tamlama el öpmek manasına gelir. Ger: Eğer manasına gelen bir edattır. Kûze: Su testisi yerine kullanılır. Ânın: Eski Türkçe'de ve halk ağzından onun anlamındadır.
Kudret, iktidar: Rükn-i bâlâ-hâne-i devlet imâd-ı saltanat / Destgâh-ı mülk ü millet kuvvet-i bâzû-yı din (Nedim).
'Abdest', 'derdest', 'destur'... Farsça'da el anlamına gelen dest kelimesi, dilimizde birçok sözcüğün içinde geçiyor.
Cevabı müspetiniz kalb-i hazı halimi tamir ve temin edeceğinden dest-i muhabbetinize talibim. Anlamı: Amacım sizi rahatsiz etmek değil, aramızda özel bir sevgi bağı kurmaktır.
Arapça zwc kökünden gelen izdiwāc اِزدواج “eşleşme, evlenme” sözcüğünden alıntıdır.
Farsçada -der eki, bir şeyin içinde ya da üzerinde anlamına gelirken dest kelimesi el demektir. Derdest sözcüğü ise birini alıp götürme, yakalama, zorla alıkoyma ve ele geçirme gibi anlamlara gelir. Derdest kelimesi, polisler için kullanıldığında tutuklamak ve gözaltına almak manasına gelir.
(ﺑﺴﺘﺮ) i. (Fars. bister) Yatak, döşek: Bister-i gülden yaraşır sana cânâ tekye-gâh / Seng-i hârâdan bana bâlîn ile bister yeter (Kānûnî Sultan Süleyman'dan).
Odin'in ''Baba Tanrı'' ya da tanrıların babası sıfatı, Viking Çağı toplumlarındaki statüsünün gerçek bir yansımasından ziyade, daha sonraki kaynaklarda yer alan edebi bir temadır.
Okunduğunda veya üzerinde taşındığında Allahü teâlânın muhâfazasına (korumasına) kavuşmaya vesîle (sebeb) olan âyet-i kerîmeler.