Leş (Farsça لاش (lāş veya lāşe), Grekçe νεκρός (nekrós)) kokuşmuş hayvan cesedidir. Genellikle doğa tarafından henüz yok edilmemiş, çürümekte olan hayvan ölülerini tanımlamakta kullanılır.
Ceset veya naaş, ölü bir insanın bedeni.
Leş, kötü kokmakta olan, kokan hayvan ölüsü anlamlarında dilimizde kullanılmaktadır. Farsça kökenli olan Leş kelimesi kötü kokan herhangi bir şey için ya da hayvanların ölüleri için kullanılır.
Leşçillik veya nekrofaji, bir etobur beslenme tipidir, böyle beslenen canlı, kendisi veya kendi türünden bir başkası tarafından öldürülmemiş ceset veya leşleri yer. Leşçillik, ölü hayvan artıklarının doğada yok olmasına katkıda bulunarak ekosistemde önemli bir rol oynar.
Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı (Diyanet), kanguru eti ve çekirgelerin " helal " yiyecek olduğunu belirten bir fetva yayınladı, ancak İslam "porsuk, sansar, gelincik, kunduz ve deniz samuru" yemeyi yasaklıyor.
Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı (Diyanet), kanguru eti ve çekirgelerin " helal " yiyecek olduğunu belirten bir fetva yayınladı, ancak İslam "porsuk, sansar, gelincik, kunduz ve deniz samuru" yemeyi yasaklıyor.
Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı (Diyanet), kanguru eti ve çekirgelerin " helal " yiyecek olduğunu belirten bir fetva yayınladı, ancak İslam "porsuk, sansar, gelincik, kunduz ve deniz samuru" yemeyi yasaklıyor.
leşker - Nişanyan Sözlük. Farsça ve Orta Farsça laşkar لشکر “ordu, asker” sözcüğünden alıntıdır.
Ölümü yaklaşan bir bireyin elleri, kolları, ayak ve bacakları soğumaya başlar. Deri rengi değişir, siyahlaşma, koyulaşma ya da gri yada soluk bir renge dönüşür. Nabız, düzensiz, hızlı ve zayıftır. Kan basıncı düşer ve periferik dolaşım bozulur.
Ölünün gömüldüğü 52'nci gün mevlit ve Yasin suresi okutulur; o gün ölünün etinin kemiğinden ayrıldığına inanılmaktadır. Belli günlerde yapılan tüm uygulamalar ölünün öbür dünyada rahat etmesi, azap çekmemesi içindir.