Gökada, kütle çekimi tarafından bir arada tutulan gaz, toz, milyonlarca yıldız ve onların gezegen sistemlerinden oluşur. Ayrıca Samanyolu Gökadasının merkezinde süper kütleli bir karadelik vardır. Gece gökyüzüne baktığımızda Samanyolu'ndaki diğer yıldızları görürüz.
Bir gökada, büyük miktarda gazın, tozun ve milyarlarca yıldızın kütle çekimi ile bir arada kalması ile oluşur. Bütün gökadalar bu sayılanlardan meydana gelir. Değişik olan ise şekilleri ve büyüklükleridir. Spiral Gökadalar büyük rüzgâr güllerine benzerler.
Çubuklu sarmal galaksi ya da çubuklu sarmal gök ada, olağan bir sarmal galaksiden farklı olarak merkezinde çubuk biçiminde bir yıldız topluluğuna sahiptir. Ayrıca sarmal kolları bu çubuğun uçlarından uzanırlar.
Hubble diyagramına göre günümüzde gök adalar dört temel türe ayrılır: eliptik, merceksi, sarmal ve düzensiz.
Ama Ada aslında unisex bir isimdir. Yani hem kız bebekler hem de erkek bebekler için kullanılır. Türkçe karşılığı olarak da, “Dört tarafı sularla çevrili olan bir kara parçası” şeklinde ifade edilir. İsminden de anlaşılacağı gibi Ada ismi, “Dört tarafı sularla çevrilen kara parçası” olarak tabir edilir.
Hubble Uzay Teleskobu ile yapılan gözlemler, tüm evrendeki gökada sayısının iki yüz milyar civarında olduğunu gösteriyor.
Örneğin Samanyolu, Andromeda, Triangulum (Üçgen) ve Macellan Bulutları, yaklaşık 30 galaksiden oluşan bir grupta yer almaktadır. Bizim galaksimizin de içinde yer aldığı bu gruba “Yerel Grup” adı veriliyor. Grubun en büyük galaksisi Andromeda iken galaksimiz Samanyolu ikinci sırada.
Büyük Magellan Bulutunun Optik Görüntüsü (Biçimsiz Gökada Tipi) biçimlerine göre 3 temel tipte sınıflanırlar: Oval biçimdeki "eliptik" gökadalar; merkezdeki kütleden dışa uzanan sarmal biçimli kolları olan "sarmal" gökadalar; belli bir biçimi olmayan "biçimsiz" gökadalar.
Galaksiler Hubble düzeni olarak adlandırılan yaygın bir biçimsel sınıflandırmaya göre dört ana sınıfta sınıflandırılırlar: Eliptik, sarmal (spiral), çubuklu sarmal ve düzensiz. Bu sınıflandırma tümüyle galaksilerin gözle görülen biçimlerine dayanır.
Galaksiler arasındaki uzay, evrenin hacminin çoğunu kaplar, ancak galaksiler ve yıldız sistemleri bile neredeyse tamamen boş uzaydan oluşur.