Havuç: Yer altında kırmızı minare.
(Tarak) Kolu var bacağı yok, dikdörtgeni var karesi yok. (Kapı) Kolu var, eli yok, karnı yarık karnı yok. (Ceket)
Yarı geçirgen bir zara sahip bu toplar içeriye su alır ve dışarı gübreyi verir ve bunu çok yavaş yapar. Bitkiye gereken besini sağlar. Pek çok marka yavaş salınımlı gübre üretir, bu gördüğünüz sarı toplar muhtemelen Osmocote markasınındır.
Her bilmecenin bir cevabı bulunmaktadır. Denizin ortasında ne var bilmecesinin cevabı da bulunmaktadır. Denizin ortasında ne var bilmecesinin cevabı ise şu şekilde açıklanmaktadır: Bilmecenin cevabı n harfidir.
Ne kanı var ne canı, beş tanedir parmağı. Evim kırılgan, kırarsan yapamazsın aman! Geceleri gökyüzünde sarı tas. Pişmeden yumuşak, pişince çıtır çıtır.
Anadolu: "Yer altında allı gelin. (Havuç)” (Başgöz I, 1993: 256).
Gündüz gece çalışan ve aslında bizi terk etmeyen Ay ve Güneş yerine bu bilmecenin cevabı da saattir. Herkes yatar, uyur, O, uyanık oturur. Burada da saatin durmaksızın çalıştığını gösteren bir ima vardır.
Sarı renk: Organik madde ile birlikte demir oksitlerini de içeren topraklar bu renktedir. Bunların da drenaj ve havalanmaları iyidir. İyi drene olmuş topraklarda organik madde arttıkça renk koyulaşır.
Bilmece, bir şeyin adını anmadan niteliklerini üstü kapalı söyleyerek o şeyin ne olduğunu bulmayı dinleyene veya okuyana bırakan oyun, muamma. Bilmecelerde sorular; betimsel bir düzey içinde abartılarak, kavram tersine çevrilerek ve değiştirilerek oluşturulur. İfade bir "soru cümlesi" olmak zorunda değildir.
Denizin bittiği yer ufuktur aynı zamanda. Ufuk da umut.