Sünnet, sünnet derisi(glans) olarak bilinen penisin ucunu kaplayan derinin cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Sünnet, dini inançlar dışında sağlık maksatlı da uygulanan bir işlemdir ve penis kanseri, idrar yolu enfeksiyonu, cinsel yolla bulaşan hastalıklar gibi bir dizi soruna karşı önlem almaya yardımcı olur.
Sünnet idrar yolu enfeksiyonları ve cinsel yolla bulaşan hastalıklardan koruyucudur. Sünnetli erkeklerde HPV denen virüs daha az sıklıkta görüldüğü için sünnet erkekleri HPV'nin yol açtığı penis kanserinden, bu erkeklerin eşlerini de rahim ağzı kanserinden korur.
Sürekli temizlenmezse hastalıklara davetiye çıkarır. İdrar yolu enfeksiyonlarına karşı korur. Sünnet olunmadığı takdirde bu deri penis apselerine sebep olabilir. İdrar çıkışına engel teşkil edebilir.
Bugün sünnet İslam dünyasında İslam yaşayışının ana ilkelerini belirleyen bir geleneği kapsamış ve şeriatın Kur'an'dan sonraki ikinci ana kaynağı sayılmıştır. Fıkıhta Sünnet-i müekkede Muhammed'in devamlı yaptığı, sünneti gayri müekkede ise ara sıra yaptığı işlerin tanımlaması için kullanıldı.
İbrahim'in rüyasında oğlunu kurban ettiğini görmesi de bu uygulamanın işareti sayılmaktadır. Zamanla insan kurbanı terk edilmiş, vücudun tamamını kurban etmek yerine onu simgeleyen bir parça (sünnet derisi) kesilmeye başlanmıştır.
Ancak bazı tıbbi zorunluluk sebepleriyle ya da koruyucu amaçlarla da gerçekleştirilen sünnet işlemleri vardır. Sünnet, penisin hijyenini sağladığı için tıbben tavsiye edilir. Sık idrar yolu enfeksiyonu geçiren kişilerin ya da doğuştan ürolojik anormalliği bulunan erkeklerin de sünnet olması önerilir.
Sterilizasyon: Sünnet sonrası et parçası, kesildikten sonra uygun bir şekilde sterilize edilmelidir. Bu, enfeksiyon riskini en aza indirir. Biyolojik Atık Yönetimi: Et parçası, biyolojik atık olarak kabul edilmelidir. Bu tıbbi atıkların doğru şekilde işlenmesi ve bertaraf edilmesi gerekmektedir.
Ancak bilinenin aksine sünnetin doğurganlığı etkilemediği gibi sünnetin erkekler veya partnerleri için cinsel hazzı artırdığı veya azalttığı gibi yaklaşımlar da doğru değildir.
İslam âlimlerinin çoğunluğu, sünnet olmanın vacip olduğunu söylerken Hanefiler bunun meşru bir mazeret olmadıkça terk edilmemesi gereken bir sünnet-i müekkede olduğunu vurgulamışlardır. Bu itibarla sonradan Müslüman olan ya da küçükken sünnet olamamış bir kimsenin sünnet olması gereklidir.
Sonuç olarak Hristiyanlar için sünnetin önemi yoktur artık (Galatyalılar 5:1-15). Aynı sünnet gibi vaftiz de Yeni Antlaşma'da, Tanrı'nın günahkarlara verdiği en büyük ruhsal bereketlerin işareti olarak açıklanmıştır.