Keramet-i Hakiki ise ilim, ahlâk, mârifet ile ilgili olağanüstü durumlardır. Tasavvufta çoğunluğun görüşüne göre maddi keramet kısa zamanda uzaklara gidip gelmek, su üzerinde yürümek, açlık çekmemek gibi hallerdir. Manevi keramet kulların durumunu değiştirebilmektir. Veliler açıkça keramet göstermez.
Keramet haktır ve hakikattir. Nasıl peygamberlerin mucizesi varsa, evliyanın da kerameti vardır. 2. Keramet bazen velinin duası hürmetine yaratılır.
Kur'ân-ı Kerîm'de kerâmet kavramı doğrudan geçmemekle birlikte, peygamber olmadıkları hâlde bazı iyi kullar hakkında harikulâde olaylardan söz edilmektedir (el-Kehf, 18/16-26; en-Neml, 27/40). Bu âyetlerden hareketle İslâm âlimleri, salih kulların kerâmetini hak olarak görmüşlerdir.
Ayrıca bilinmelidir ki keşif ve kerâmet, dînin emirlerine riâyeti artırmaya vesîle olmuyorsa, belâ ve fitneden başka bir şey değildir.” Ebul Hasan Harakani hz buyurmuştur ki: “En büyük keramet; yorgunluk ve bezginlik hissetmeden Allah'ın mahlukatına hizmet etmektir.”
Ona göre sekiz organın sekiz çeşit kerameti bulunur. Kerametler bu organların şer'î ve ahlâkî kurallara tam olarak uymasının bir ödülüdür.
Kerameti özetlemek gerekirse: Allahın segili kullarına verdiği bir ikramdır ve kalplerine ilka ettiği bir ilhamdır denilebilir. Cenab-ı Hak, peygamberlerine dâvâlarını doğrulamak için “mucize” verdiği gibi, velî kullarına da “keramet” dediğimiz bazı harika haller ihsan etmiştir.
Kur'an'da "Bilesiniz ki, Allah'ın dostlarına hiçbir korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de." ayetinde "Allah dostları" olarak geçen, "bütün sözleri, işleri ve ahlâkı, İslam dîninin bildirdiği gibi olan, Allah'ın ve peygamber'in kendilerini sevdiğine inanılan kimselere veli ve bunun çoğulu olarak evliyâ denir.
Her dönemde olduğu gibi günümüzde de evliyalar bulunmaktadır. buyurarak her mü'minin veli olduğunu bildirir. Veli, dost, yani Allah dostu demektir.
Peygamberlerin peygamberlik delili olarak yaşadığı ve tecrübe ettiği olağanüstü durumlara 'mucize' denirken, Peygamberler dışında, Kurân'a ve sünnete tam bağlanmış, inancı sağlam ve takva sahibi bir kulun yaşadığı olağanüstü durumlara ise, 'kerâmet' denir.
Velî sözlükte “yardım eden, koruyan; yardım edilen, korunan” anlamlarına gelir. Kelimenin çoğulu olan evliyâ Türkçe'de tekil anlamda da kullanılır. Kur'an'da Allah'ın evliyasından bahsedildiği gibi şeytanın evliyasından da bahsedilir (Yûnus 10/62; Âl-i İmrân 3/175).