Dolapnâme türü şiirlerde, bir ağacın dolap haline gelinceye değin serüveni ile aslında ilahî aşk ve bu aşkı yaşayan âşığın durumu anlatılmaktadır. Ahmed Hayâlî'nin bu kasîdesi, Dinî-tasavvufî edebiyatımızda Dolapnâme olarak isimlendirilen türün güzel bir örneği durumundadır.
Bu şiirlerde âşık kendini su dolabı ile özdeşleştirir. Âşığın sevgiliden ayrı kalışı ile ettiği âhları ve feryatları, su dolabının uzaklardan duyulan iniltisine benzer. Dolabnâme ise, su dolabının dilinden “Allah aşkının terennümünü ifade eden sorulu cevaplı manzume” demektir.
Dinî-Tasavvufî Türk edebiyatı nazım türlerinden biri olarak bilinen dolab-nâme ise, su dolabının dilinden “Allah aşkının terennümünü ifade eden sorulu cevaplı manzume” demektir. Dolab-nâmelerde su dolabı ilahî aşk derdiyle inleyerek döner, şairin sorusu karşısında başından geçen sergüzeştini anlatır.
“Gevher”, kelime anlamı olarak “elmas, cevher, inci değerli taş, bir şeyin aslı, esası”dır. Edebî bir tür olarak “Gevher-nâme”, Allah'ın birliği, Hz. Muhammed'in yüceliği ve vasıfları hakkında yazılan eserlerdir.
VÜCUTNAME. Vasfi Mahir Kocatürk'ün çalışmasında belirttiğine göre Âşık, Vücutname isimli eserinde bir insanın ana rahmine düşmesinden ölümüne kadar geçirmiş olduğu evreleri ayrıntılı bir şekilde dile getirmiştir (Kocatürk 1963: 292).
yazılmıştır. Dolapnâme kasîdesi Ahmed Hayâlî'nin Dîvan'ı içerisinde yer almaktadır.
Saraynâme, “Cihan-Saray” teşbihiyle yola çıkarak dünyaya gelmenin maksadını anlatır. Eser, manzum, mensur ve manzum+mensur şeklinde kaleme alınmıştır. Eser orijinal metin ve latinize edilmiş metinle okuyucusuyla buluşmaktadır.
İhlas ismi, Arapça kökenli olup "samimiyet, içtenlik, saflık, temizlik" gibi anlamlara gelir. İslami bir kavram olan ihlas, Allah'a karşı tam bir bağlılık ve sadece O'nun rızasını gözetme anlamında kullanılır. Ayrıca, "İhlas Suresi" Kuran-ı Kerim'de yer alan önemli surelerden biridir.
Mucizât-ı Nebî: Hz. Muhammed'in mucizelerini ele alarak anlatan manzum veya mensur eserlerdir.
Dolap, genellikle tahtadan yapılmış, bölme veya çekmelerine eşya konulan kapaklı mobilya. Genellikle eşya depolama için kullanılmaktadır. Ayrı ya da duvara gömülü, asılı çeşitleri mevcuttur. Tasarım unsuru olarak kullanılabilir ve bulundukları yer ve kullanım amacına göre adlandırılabilirler.
Alaiye (Alanya) beyinin oğlu Gaybi, avlanırken attığı okla bir geyiği koltuğundan vurur. Yaralı geyik kaçar, Gaybi arkasından koşar. Geyik Abdal Musa'nın tekkesine girer, arkasından avcı da girer, dervişlerden geyiği sorar. Dervişler görmediklerini söylerler.
Kaygusuz Abdal (d. 1341- ö. 1444) Asıl adı "Alaeddin Gaybi" olan ve Abdal Musa'nın Güney Azerbaycan'ın Hoy şehrinden birlikte geldiği dervişlerinden bir Alevî-Bektaşî halk ozanı ve Türkmen şairi.