Örnek vermek gerekirse; sistematik bir şekilde köpeğinize yemek vermeden önce zile basarsanız köpeğiniz zili yemekle bağdaştırır ve bir süre sonra yemek vermeseniz bile zile bastığınızda salya akıtmaya başlar. Benzer koşullandırma, insanlar üzerinde de farklı konularda uygulanabilir.
Psikoterapi sürecinde davranışçı yaklaşım, öğrenme kuramı ve koşullandırma yoluyla insanların sağlıksız davranışlarını veya yıkıcı davranışlarını düzeltir ve değiştirir. Örneğin, davranışçı kuramın kaçınılan uyaranla yüzleşilmesini içeren maruz bırakma yöntemi, fobilerin tedavisinde etkili olmaktadır.
Davranışçı kurama göre öğrenme, bireyin davranışlarındaki gözlemlenebilir bir değişmedir (Gropper, 1987; Jonassen, 1991a; Jonassen, 1991b). Bu bilgiye dayanarak, öğrenciye bir uyarıcı gönderdiğimizde beklediğimiz tepkiyi alabiliyorsak öğrenme gerçekleşmiştir diyebiliriz.
Örneğin, fizikte bir tanımı ya da kuramı hatırlamaya çalışmak, bir elektrik devre problemini çözme becerisini kazanmak bilişsel öğrenme alanına girmektedir.
B.F. Skinner tarafından geliştirilen, davranışların ödül ve ceza yoluyla şekillendirilebildiği bir teori. Çalışanların performansını artırmak ve belirli davranışları teşvik etmek için kullanılabilir.
Davranışçı terapide temel amaç, uyumsuz davranışın azaltılması ya da yok edilmesi ve uyumlu tepkilerin arttırılması ya da öğretilmesidir. Sigarayı bırakma, kilo alma ya da zayıflama ve özgül fobi tedavilerinde davranışçı terapi en etkili psikoterapi yöntemlerindendir.
Öğrenme Psikolojisi Kuramları: Davranışçı Yaklaşım IV. Edward Thorndike, davranışçılığın önde gelen kuracılarından birisidir. Thorndike'a göre öğrenme, bağlanmadır/bağlantının kurulmasıdır.
Ivan Pavlov, laboratuarda köpeğin salgı sistemi üzerine çalışmakta iken, köpeğin sadece yiyecek getirildiğinde değil, yiyeceği kendisine getiren kişiyi gördüğünde de salya akıttığını fark etmesi üzerine geliştirdiği Klasik Koşullanma, Davranışçı Akımın en çok bilinen öğrenme kuramıdır.
Davranışçı kuramda yaparak öğrenme esastır. Öğrenmede pekiştirme önemli bir yer tutar.
Özet: Davranışçılık akımı, 1913 yılında John Watson'ın yayımladığı yazı ile doğar. Tüm davranışların klasik ve edimsel koşullanma ile öğrenildiğini savunur. Davranışların, kalıtsal olarak aktarılmadığını, insanların boş bir zihin ile doğduğunu ileri sürer.