Kast, ceza hukukunda önemli bir kavram olup suçun işlenmesindeki özel zihinsel durumu ifade eder. Kastın unsurları arasında bilme unsurunun, failin eylemi gerçekleştirirken maddi unsurları öngörmesi ve isteme unsurunun, bu maddi unsurları bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi bulunmaktadır.
Ceza hukuku bakımından teknik anlamda kast, yalnızca bir suç tipinin gerçekleşmesine yönelen hareket iradesidir. Kast, bilme ve isteme olmak üzere iki yöne sahiptir. Kastın bilme yanı suçun kanuni tanımındaki tüm objektif unsurların aktüel bilgisini gerektirir.
Ancak, 5237 sayılı yeni YTCK'nun 21. maddesinde kast; “…suçun kanuni tanı- mındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.” şeklinde tanımlan- mıştır. Bugün öğreti ve uygulamaya egemen olan görüş gereğince kast, kanunda öngörülmüş objektif suç unsurlarının somut olayda bilinmesi ve istenmesi ile oluşur.
Türk Ceza Kanunu'nun 21. maddesinde kast şöyle tanımlanmıştır: ''Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.” Suçun yasal tanımındaki maddi unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur.
TCK Madde 21 Gerekçesi. Kast, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur.
Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır.
Bu kapsamda örnek vermek gerekirse kasten öldürme, kasten yaralama ve hakaret gibi suçlar icrai suçlar arasında gösterilmektedir. Bir diğer unsur ise ihmali suçlardır. İhmali hareketle işlenen suçlar bu kapsamda değerlendirilir.
Hindistan'da 2000'li yıllardan itibaren kast sistemi yasal olarak yasaklanmış olmasına rağmen kırsal bölgelerde yaşamaya devam etmektedir. Bu tabakalaşma sistemi dört kasta dayanmaktadır: Brahman (elitler), Kshatriya (savaşçılar), Vaishya (tüccarlar) ve Sudra (hizmetçiler).
Doğrudan Kast ve Olası Kast Ayrımı
Doğrudan kastta, fail eylemi bilerek ve isteyerek fiili işlerken olası kastta ise suçun kanuni tanımındaki sonuçları öngörmesine rağmen işlemesi durumudur. Doğrudan kastta bilme ve isteme durumu söz konusu iken olası kastta “olursa olsun” düşüncesi ile hareket edilmektedir.
Kasten adam öldürme ve müessir fiil suçlarında suçlunun işlediği fiile denk bir ceza ile cezalandırılması. Kesinlik kazanmış ve bir fiilin işlenmesine yönelmiş irade anlamında fıkıh terimi.