Türk Dil Kurumu açısından bakıldığında afaki kelimesi 'önemsiz ve gereksiz' şeklinde yer almaktadır. Aynı zamanda bir kaynağa dayanmayan ve hayali olarak da dile getirebiliyor. Buna bir örnek vermek gerekirse; ''Biraz afaki sohbetten sonra oradan kalktık'' A. Rasim.
Oldukça fazla metin içerisinde geçen bu kelime anlam bakımından da merak edilen sözcüklerden biridir. Afaki kelimesi önemsiz ya da gereksiz şekilde yorumlanmaktadır. Böylelikle afaki konuşma teriminin karşılığı da gereksiz ya da önemsiz konuşan kişi olarak ifade edilmektedir.
- Ciddi ve belli bir konu üzerinde olmayan, rastgele, dereden tepeden konuşan şeklinde öne çıkıyor. Bu anlamı kapsamında hem afak hem de afaki kelimeleri değerlendirilebilir.
1. Ciddî ve belli bir konu üzerinde olmayan, rastgele, dereden tepeden (konuşma, söz…): Biraz âfâkî sohbetten sonra kalktık (Ahmet Râsim). Âfâkî beş on lakırdı ettikten sonra birbirimizden ayrıldık (Hüseyin R. Gürpınar).
Göz rahatsızlıklarından biri olan afaki göz hastalığı, gözlerden birinde ya da her ikisinde birden gözlemlenebilen, göz merceğinin bulunmaması ile karakterize bir sağlık sorunudur.
cümlesi yerine; "... Afaki ve nesnel'den daha çok kullanılan yaygın söz, objektif'tir...." yazılmış olmasının düşünülmesini öneriyorum.
Afakî hüsnüniyet esası, hayatın gös terdiği tenevvü karşısında kanun vazıının bütün hâdiseleri önceden görerek bir hükme bağlamasına imkân olmadığının idrak edilmiş bulunmasına dayanmaktadır.
Âfâkî Türkçe'de mecaz olarak, "gelişigüzel söylenmiş (boş sözler), gayri ilmî (ifadeler); belli bir düşünce ve hayat düzeni olmayan (adam)" gibi mânalara da gelmektedir.
Afak kelime anlamı 'ufuklar' olmakla beraber bu kelimenin istiklal marşında bir mısrada da yer aldığı bilinir. Afak cümle içinde kullanımı ise şu şekildedir; Garbın afakını çelik zırhlı duvarlar sarması, gemilerden haber verir. Senin de afakında hep o güzel ve ulaşılmaz olan kız var.
sıkıntı, çarpıntı, afakan.