İnsanın kâinat içindeki her bir varlıkta gördüğü delillere “afakî”, yani “harici/dışsal”; kendi şahsında aklen, vicdanen gördüğü ve hissettiği delillere ise, “enfüsî”, yani “dahili/içsel” delil denir.
FIKIH. Mîkāt sınırları dışında oturan kimseler için kullanılan terim.
Mîkâtın dışında kalan belde ve ülkelerde oturanlara “âfâkî” denir. Âfâkîlerden, hac veya umre yapmak maksadıyla Hicaz'a gidenler için geldiği bölge veya ülkeye göre ihrama girme yerleri bizzat Hz. Peygamber (s.a.s.) tarafından belirlenmiştir.
Afaki kelimesi gereksiz ya da haddinden fazla anlamına gelmektedir. Önemsiz olarak da cümle içerisinde kullanımı bulunmaktadır.
Her insan, kendisini ve iç dünyasını ve verilen sayısız nimetleri düşünerek Rabbini bulabilir. İnsanın kâinat içindeki her bir varlıkta gördüğü delillere “afakî”, yani “haricî/dışsal”; kendi şahsında aklen, vicdanen gördüğü ve hissettiği delillere ise, “enfüsî”, yani “dahilî/içsel” deliller denir.
Genellikle bilirkişi raporlarına karşı beyanlarda yazılan AFAKİ sözcüğünün anlamı TDK sözlüğünde aşağıdaki gibidir: 1 . Belli bir konu üzerine olmayan, dereden tepeden (konuşma): "Biraz afaki sohbetten sonra oradan kalktık."- A.
Türk Dil Kurumu açısından bakıldığında afaki kelimesi 'önemsiz ve gereksiz' şeklinde yer almaktadır. Aynı zamanda bir kaynağa dayanmayan ve hayali olarak da dile getirebiliyor. Buna bir örnek vermek gerekirse; ''Biraz afaki sohbetten sonra oradan kalktık'' A. Rasim.
Âfâkî Türkçe'de mecaz olarak, "gelişigüzel söylenmiş (boş sözler), gayri ilmî (ifadeler); belli bir düşünce ve hayat düzeni olmayan (adam)" gibi mânalara da gelmektedir.
Kısaca kıran ve temettu' haccı, mikat dışında oturan halktan bulunan ve Mekke'ye ihramsız girmeleri caiz olmayan afakiler hakkındadır. Afaki olmayan Harem ve Hıll halkı ancak ifrad haccı yapmalıdırlar.
1. Ciddî ve belli bir konu üzerinde olmayan, rastgele, dereden tepeden (konuşma, söz…): Biraz âfâkî sohbetten sonra kalktık (Ahmet Râsim). Âfâkî beş on lakırdı ettikten sonra birbirimizden ayrıldık (Hüseyin R. Gürpınar).