Devede kulak DEYİMİ AÇIKLAMASI
Bütüne göre çok ufak bir parça. “Onun yaptığı iş devede kulak kalır.”
Devede kulak büyük bir bütüne göre ufacık parça demektir. Genelde küçük durumlar ya da büyütülmemesi gereken olaylar için devede kulak deyimi kullanılır. Bu olayın büyütülmemesi gerektiği ve geçici küçük bir sorun olduğu anlamını taşır.
Kulak (Kulaklarını) tıkamak: Duymak, dinlemek istememek, duymazlıktan gelmek: Pek çok karı kocalar bu gibi hakîkatlere karşı biraz göz yummaya, kulak tıkamaya mecburdurlar (Hüseyin R. Gürpınar).
Deyimler ayrı yazılır: akıntıya kürek çekmek, çam devirmek, çanak tutmak, gönlünden geçirmek, göz atmak, kulak asmak, kulak vermek, çantada keklik, devede kulak, yağlı kuyruk, yüz görümlüğü vb.
kulak ardı/arkası etmek/arkasına atmak, Söylenen sözü işitmemiş gibi dav- ranmak, önemsememek.
Dertli kimsenin derdinin dermanını aramak için her yola başvurduğunu ifade eden bir sözdür (Çamlıbel 1). devßdi di vÜ ³alıP: (Devede de var kalıp.)
[1] Aynı konuyu tekrar tekrar anlatarak dinleyeni bıktırmak, sıkıcı tat vermeye başlamak.
"Çantada keklik" deyimi, bir işin veya bir durumun çok kolay veya zahmetsiz bir şekilde gerçekleşeceğini, başarılı olmanın garantili olduğunu ifade eder. Bu deyim, bir şeyin elde edilmesinin veya başarılmasının çok kolay olduğunu belirtmek için kullanılır, genellikle olumlu bir durumu vurgular.
Kulak zarı delinmesi (yırtılması) tıbbi literatürde timpanik membran perforasyonu olarak adlandırılır. Kulak kanalını orta kulaktan ayıran ince bir zar olan kulak zarında oluşan delik ya da yırtık işitme kaybına neden olabilir. Zarda oluşan bu delik, orta kulakta sıvı birikmesine neden olarak enfeksiyona yol açabilir.
Kulaktan kulağa tabiri, herhangi bir bilginin sözlü olarak bir kişiden başka birine gizlice aktarılması ve bu şekilde yayılması anlamına gelir. Bu tabirin ağızdan ağza tabirinden farkı, bilgilerin gizlice (fısıltıyla) aktarılmasıdır.