"güç bir duruma düşenlerin bundan kurtulmak için her türlü çareye başvurmaları olağandır" anlamında kullanılan bir söz.
İnsanlar en sıkıştığı ve zor kaldığı durumlarda, hiç istemedikleri birilerinden yardım alabilmektedir. Daha doğrusu bu İnsanların eline düşebilirler. Normalde hiç konuşulmayacak ve uzak durulacak insanlardan medet ummak durumunda kalmak mümkün. İşte böyle durumlar için denize düşen yılana sarılır atasözü kullanılır.
Denize düşen yılana sarılır sözü Mısır'daki Kavalalı Mehmet Ali paşa yüzünden Rusya'dan yardım ister Sultan o söz buradan gelir.
� Tüm atasözlerinde olduğu gibi bu sözde de kelimeler gerçek değil mecazi anlamda kullanılmıştır. Atasözünde geçen ''denize düşmek'' tabiri, maddi ya da manevi olarak zor bir sürece girmek anlamında kullanılmıştır. Yılana sarılmak ise, normalde tamah edilmeyecek insanlardan yardım istemek demektir.
Aynı yerde, iki türlü tanınmış atasözleri de vardır: gibi. Denize düşen yılana sarılır. Denize düşen yosuna sarılır.
bir osmanlı sultanın ruslardan yardım istemesi yadırganır. bir takım vezirler ''bu nasıl işdür?'' diye mırıldanınca, sultan mahmut "ne yapalım? düştük denize sarılırız yılana" der. zor duruma düşen, bundan kurtulmak için her türlü çareye başvurur anlamındaki söz.
[1] Bir kimse iki büyük işi aynı zamanda yapamaz.
Bir takım vezirler “Bu nasıl işdür?” diye mırıldanınca, sultan Mahmut, “Ne yapalım? Düştük denize sarılırız yılana” der. Zor duruma düşen, bundan kurtulmak için her türlü çareye başvurur anlamındaki bu sözü de çok kullanırız.
Hünkâr İskelesi Antlaşması 8 Temmuz 1833 tarihinde İstanbul'un Beykoz ilçesinde bulunan Hünkar kasrında imzalanmıştır. Kasrın denize açılan kapısına da Hünkâr İskelesi denir. Antlaşmanın adı da buradan gelmektedir.
Çaresiz durumlarda asla bul aşılmaması gereken durumları girebilir ve oralardan yardım alabilir. Yani hiç yardım istenmeyecek kişi ya da durumların içerisine girme olaylarında, denize düşen yılana sarılır atasözü kullanılır.