Surname, Osmanlı dönemi Türk edebiyatında şenlikler hakkında yazılan edebî metinlerin genel adıdır. Osmanlı döneminde padişah çocuklarının doğum ve sünnet törenleriyle padişah kızlarının düğün törenlerini anlatan manzum, mensur ya da manzum-mensur karışık yazılan eserler genellikle Surnâme adını taşır.
Divan edebiyatında padişah çocuklarının doğum, sünnet ve düğün törenlerini anlatan eserlerin genel adı. Sözlükte “düğün, ziyafet, şenlik” anlamına gelen Farsça sûr kelimesiyle “mektup, yazılı belge” mânasındaki nâmenin birleşmesinden oluşmuştur.
Surnameler milli bir nazım türü olmakla beraber evlilik, sünnet, doğum gibi olaylarda yapılan şenlik ve ziyafetler konu edilir. İlk bilinen örneği ise 3. Murad'ın oğlu Şehzade Mehmed'in sünnet töreni için Ali Mustafa Efendi ve İntizam'nin yazdığı eserlerdir.
Turkcede gunluk anlamina gelen ruznâme, tarih arastirmalarinda Osmanli padisahlarinin sir kâtipleri tarafindan kaleme alinan gunlukleri ifade eder. Tarihi vesika niteligindeki ruznâmelerin disinda edebi bir tur olarak da bu tur eserlere rastlanir.
17. yüzyıl şairlerinden Nâbî tarafından kaleme alınan ve Sultan IV. Mehmed'in şehzâdeleri Mustafa ve Ahmed'in 1086/1675'te Edirne'de tertip edilen sünnet düğünlerini anlatan manzum sûr-nâme.
Padişahların erkek çocuklarının(şehzadelerin) sünnet düğünlerini; kızlarının, kız kardeşlerinin ve şehzadelerin evlenme düğünlerini; padişahın çocuklarının soğumları vesilesiyle yapılan eğlence ve şenlikleri anlatan manzum veya mensur eserlere surname adı verilir. Genellikle mesnevi nazım şekliyle yazılmıştır.
soyad, soyisim i.
Ancak Osmanlı edebiyat tarihinde müstakil Sûrnâmelerin ilk örnekleri XVI. yüzyılın son çeyreğinde görülmeye başlanmıştır. Bununla birlikte Osmanlı toplumunda bu tarihten önce gerçekleşen düğünler için de merasimler yapıldığı şüphesizdir.
Sâki-nâme, divan edebiyatında gerçek ve mecazi anlamda içki, içki çeşitleri, içki meclisleri ve bu meclisteki araç-gereçler hakkındaki eserlere verilen addır.
Mersiye kısaca, “Ölmüş bir kimse üzerine yazılmış manzume”2 olarak ifade edilir. Divan edebiyatında mersiye “ölen birinin ardından duyulan üzüntüyü dile getirmek, o kişinin iyi taraflarını anlatmak ve ölene karşı şairin ilgisini ifade etmek üzere yazılan lirik”3 şiirlerdir.