Zan kavramının bazı hadislerde olumlu ve olumsuz anlamlarda kullanılması dikkate alınarak İslâm ahlâk kültüründe bir kimsenin kesin bilgisi olmamakla birlikte başka biri hakkında iyi kanaat beslemesine “hüsn-i zan”, kötü düşünce ve kanaate sahip olmasına “sû-i zan” denilmiştir.
Suizan haramdır. Haram işleyen kimseyi bilir ve onu sevmezse, suizan olmaz, buğd-ı fillah olur, sevap olur.
Büyük hadis âlimlerinden Süfyân es-Sevrî'nin belirttiğine göre, zan, günah olan ve olmayan şeklinde iki çeşittir. Günah olan zan şudur: Bir kimse, bir başkası hakkında zanda bulunur ve onu söyler. Günah olmayan zan ise şudur: Bir kimse, bir başkası hakkında zanda bulunur fakat o zan kalbinde kalır onu kimseye söylemez.
Hüsnü zan etmek, birisine hayır duası etmek, karşı taraf ne kadar hatalı davranırsa davransın, onun doğru yolu bulmasını ve iyi olmasını istemek demektir. Hüsnü zan eden kişiler "temiz kalpli" ve "saf" olarak nitelendirilir. "Kalbini defalarca kırmış olsalar da sen onlara suizan değil hüsnü zan etmelisin."
Su-i zan ve hüsn-ü zan olarak iki türlü zan vardır. Hüsn-ü zan, iyiye de kötüye de yorumlanabilecek bir işi, güzel yönünden bakarak iyiye yormaktır. Su-i zan ise aynı işi kötüye yormaktır. Başka bir tabirle su-i zan, insanın kötü bir fiil ya da iş yaptığını zannetmek, ihtimal vermek ya da düşünmek manalarına gelir.
Zan kavramının bazı hadislerde olumlu ve olumsuz anlamlarda kullanılması dikkate alınarak İslâm ahlâk kültüründe bir kimsenin kesin bilgisi olmamakla birlikte başka biri hakkında iyi kanaat beslemesine “hüsn-i zan”, kötü düşünce ve kanaate sahip olmasına “sû-i zan” denilmiştir.
Yunus Suresi, 36. ayet: Onların çoğunluğu zandan başkasına uymaz. Gerçekten zan ise, haktan hiçbir şeyi sağlayamaz. Şüphesiz Allah, onların işlemekte olduklarını bilendir.
Birçok âyette de (örneğin el-Fetih, 48/6-12) Allah ve elçisi hakkında ise su-i zan'da bulunanlardan bahsetmektedir.6 Zannın su-i zan anlamları müşrik, kâfir, putperest, münafık, Yahudi ve Hristiyanların Allah ve Peygamber hakkındaki konularda yoğunlaşırken, hüsn-ü zan'nın anlamları ise müminlerin hem Allah hakkında hem ...
11: Ey iman edenler! Bir topluluk bir başka toplulukla alay etmesin; belki de o alaya aldıkları kendilerinden daha hayırlıdır. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler; belki o alaya aldıkları kendilerinden daha hayırlıdır. Birbirinizi ayıplamayın; birbirinizi incitici, aşağılayıcı kötü lakaplarla çağırmayın.
Gerçek bilgi ve kanıta değil, tahmine dayalı hüküm (zan), insanların gizliliklerini araştırmak (tecessüs) ve insanları arkalarından çekiştirmek (gıybet). Zan, kesin bilgi olmadan öyle veya böyle tahminde bulunmak ve buna dayanarak hüküm vermek demektir.