Nasreddin Hoca Fıkrası 2: Ya Tutarsa! Nasreddin Hoca bir gün gölün kıyısına gider. Elinde koca bir kaşık yoğurdu da yanına almış. Nasreddin Hoca, kaşığındaki yoğurdu göle sokmuş ve yoğurdu göle boşaltmış.
Bir ara Temel Dursun'a sesleniyor: – Dursun ormanın güzelliğine bak. Temel eczacılık fakültesini bitirmiş. Fakat eczane açacak parası yok.
Unsurun Kısa Tanımı: Nasreddin Hoca fıkraları, ünü geniş coğrafyalara yayılmış bir halk bilgesi olan Nasrettin Hoca'ya mal edilen ve sözlü gelenek içinde aktarılarak günümüze gelmiş kısa ve yoğun anlatılardır.
Edebiyat içerisinde yer almakta olan fıkra, eğlendirici özellikleri bakımından zengin bir türdür. Fıkraları oluşturan konular, sosyal ve siyasi olmakta ve okuyucusunu güldürücü bir yapıda yazılmaktadır. Fıkra türü, sohbet içerikli yazılar ile karıştırılabilmektedir.
Bir yazarın güncel bir konu hakkında çok detaya inmeden ve kanıtlama kaygısı taşımadan gazete ya da dergi köşelerinde kaleme aldığı yazı türüne "Fıkra" denir.
Nasreddin Hoca hakkında yazılan ilk kitapta (Hikayat-i Kitab-ı Nasreddin) 43 fıkra varken, 1676 da yazılan kitapta 112, 1822 de 160, 1958 de ise 445 Nasreddin Hoca fıkrası tespit edilmiştir.
Karadeniz veya Laz fıkraları, Türk halk edebiyatı ürünü olan fıkraların Karadenizlileri veya Lazları konu edinmesiyle oluşmaktadır. Bu fıkraların son dönemlerde çok sıklıkla bir "Temel" tipine bağlanmış olduğu için genellikle Temel fıkraları diye de adlandırılmaktadır.
Arkadaşı Karadenizliye sormuş: -Yalnızken kendi kendine konuşma huyun var mıdır? -Ben kendi kendime konumam, demiş karadenizli.Adamı gözümün önüne getiririm, öyle konuşurum.
Ağaçtan Öteye Yol Olması:
Birbirleriyle anlaşıp: "Gelin Hoca'yı ağaca çıkarıp pabuçlarını alalım" derler. Hoca geldiğinde bunlar: "Bu ağaca kimse çıkamaz" derler.
Nasrettin ismi, Arapça kökenli "nasr" (zafer, yardım) ve "din" (din, inanç) kelimelerinin birleşiminden oluşur ve "dinine zafer getiren", "dini için zafer kazanan" veya "dine yardım eden" gibi anlamlara gelir.