Latife beyanı, beyan sahibinin tek taraflı olarak söz söylenilen kişinin sözü ciddiye almayacağını düşünerek açıklamalarda bulunmasıdır. Zihni kayıt, irade açıklamasında bulunan kişinin, açıkladığı sonucu kendi zihninde gizleyip saklı tutması, istemediği bir sonucu açıklamasıdır.
Burada kişi, ciddiye alınmayacağı kastıyla yani şakadan bir beyanda bulunmaktadır. Örneğin, öğretmenin derste bağışlama sözleşmesini anlatırken, altın saatini öğrencilerden birine bağışladığını söylemesinde latife beyanı söz konusudur. Karşı tarafça anlaşılması gereken bu tür beyanlar hukuki sonuç doğurmaz.
diyelim ki, bankadan kredi çekmek isteyen bir arkadaşınız, bankanın kefil istemesi üzerine sizden kefil olmanızı rica etmiş olsun. siz de gerçekte kefil olmayı hiç istememenize rağmen çok yakın arkadaşınız olduğu için kıramayarak kabul etmişseniz, bu durum zihni kayıta örnektir.
Latife beyanı (Şaka beyanı): Şaka yollu sözlerle yapılan irade beyanıdır. Karşı taraf, latife beyanını anlayabilecek durumda değil ise yapılan hukuki işlem geçerli olur.
1-) Zihni Kayıt
Karşı taraf onun iradesinin gerçekte hangi yönde olduğunu bilmiyorsa bu kabul beyanı üzerine sözleşme geçerli şekilde kurulur.
latife etmek, şaka söylemek; şaka etmek.
Beyan kelime anlamı olarak bildirme anlamına gelmektedir. Hukukta da sıkça kullanılan bu terim bir düşünceyi, göndereni veya olayı resmi bir şekilde duyurmak ve ifade etmek için kullanılmaktadır. Bu kelime sektöre bağlı olarak çeşitli bağlamlarda da görülebilmektedir.
Açık irade beyanı, bir kimsenin iradesini şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıklaması iken zımni irade beyanı, kişinin hareket tarzından, genel davranışından, bir şeyi yapmasından veya yapmamasından anlaşılabilmektedir. Bazı durumlarda susma da zımni bir irade beyanı teşkil ederek kabul veya ret anlamı taşıyabilir.
Bu ilke “sanığın derdini anlatabilmesi- ni, gereği gibi dinlenilmeden mahkûm edilememesini, öne sürülen iddiaları ve aleyhine olan delilleri çürütebilmesini ve bu sayede muhakemenin gidişine etki edebilmesini” ifade eder.
İrade bozukluklarını; hata (yanılma), hile (aldatma) ve ikrah (korkutma) olarak üç başlık altında inceleyebiliriz. Yanılmaya ilişkin hükümler TBK'nın 30-35. maddeleri arasında düzenlenmiştir.