Birinci baptan masdar olan kasr, lügatta; hapsetmek, menetmek, kısaltmak, engellemek, sınırlamak4 gibi anlamlara gelmektedir. Belâgat terimi olarak kasr: “Bir şeyin başka bir şeye özel bir yolla tahsis edilmesi ve sadece onu belirtmesidir”5 şeklinde tarif edilmiştir.
Harfi, tabii meddine ilâve yapmaksızın okumak anlamında kıraat terimi.
Med; sözlükte uzatmak, ziyade etmek demektir. Tecvid ilminde; med veya lin harflerinden biri sebebiyle sesi uzatmaktır. Kasr; sözlükte hapsetmek anlamındadır. Tecvid ilminde ise; iki ayrı kullanımı vardır: İlki; asli meddi, uzatma ziyadesi yapmadan normal çekim hali ile okumaktır.
Kasır, hükümdarlar için şehir dışında yaptırılmış küçük saray veya köşktür. Anadolu beyliklerinin ve valilerinin, tehlikelere karşı savunma tedbirlerine sahip olan binalarına da kasır denirdi. Bu tip kasırlar, şehirlerin yüksek yerlerinde yapılan hisarların içerisinde, iç kaleler özelliğindedir.
Kasr, Arap belagatinde bir sözü, bir anlamı veya bir kavramı belirli bir ifade tarzıyla sınırlandırmak, özelleştirmek veya daraltmak için kullanılan edebi bir üsluptur. Kasr üslubu, aynı zamanda anlamı güçlendirmek, vurgulamak ve açıklamak için kullanılan bir ifade yöntemidir.
Sözlükte “kısa ve eksik olmak, sona ulaşamamak; kısaltmak, hapsetmek” anlamındaki kasr kökünden ism-i fâil olan kāsır İslâm hukukunda tam edâ (fiil) ehliyeti bulunmayan kişiyi ifade eder.
Tecvîd ilminde ise aslî meddi olduğu gibi bırakıp, ziyâde uzatmayı terk etmeye denir. Yani Kasr'ın iki anlamı vardır. Birincisi meddi tamamen kaldırıp uzatmadan okumak, ikincisi ise aslî meddin üzerine yapılan ziyadeyi kaldırıp aslî med ile okumaktır.
Harfin sesinin harekesi yönünde uzatılmasını ifade eden tecvid terimi. Sözlükte “arttırmak, ziyade etmek” anlamına gelen medd kelimesi “çekmek, yaymak, döşemek, uzatmak” gibi mânalarda (Lisânü'l-ʿArab, “mdd” md.) Kur'ân-ı Kerîm'de otuz üç yerde geçmektedir.
A şıkkı. Kasr işareti uzatmadan kısa okumayı, med uzun okumayı çekmeyi ifade eder. O işaret kelimenin değil harfin altında bulunur.
Kasr Arapça bir kelime olup, Latince “castrum” (çoğul “castra”) kelimesinden gelmektedir ve “istihkâm edilmiş yer”, “bir hükümdarın veya yerel yöneticinin ikametgâhı” manasında kullanılmıştır.