kapalıçarşı'daki cevahir ve sandal bedestenlerinin esnafına eskiden verilen isim. hoca demektir. mücevher, ipek, kürk gibi değerli eşyalar satan bu esnaf, işleri gereği diğer çarşıların esnaflarına nispeten çokluk daha kültürlü oldukları için çarşıdaki çıraklara hocalık yaparlarmış.
Sadece tüccar sermaye birikimi yapabilen, hirfet örgütlenmesi içinde bulundukları halde, hisba kurallarına bağlı olmayan ticaret girişimcileriydi. Osmanlı belgeleri, bu gibi büyük sermaye sahibi ve uzak diyarlara seferler yapan kişileri hâce ya da hâcegî gibi unvanlarla anıyorlar[1].
ẖāce “tüccar”ın nispet veya mastariyet eki -і almış şekli ẖācegі) (Bedesten) tüccarı, tâcir: Bedestan hâcegîlerinin ifâdelerine nazaran Fâtih, bedestânı inşâ ettiği zaman burada ticâret imtiyâzını ders hocalarına bahşetmiş… Bedestan esnaf ve tüccârına “hâcegî” denilmesi de bundan ileri geliyormuş (Mec.
Osmanlı'da nakliyat işlerinde çalıştırılan hayvanlar hakkında kullanılır bir tabirdir.
Hirfet tanım itibari ile Osmanlı Devleti içerisinde kunduracılık, demircilik, duvarcılık, marangozluk ya da dokumacılık gibi küçük nitelikteki el sanatlarına verilen isim olmaktadır. Hirfet Sistemi, tek kelime ile özetlenecek olursa “rekabetsizlik” ekonomisi şeklinde ifade edilmektedir.
Osmanlı'da damat kavramı Osmanlı İmparatorluğunda, padişahların kızları, kızkardeşleri veya kardeş kızlarıyla evlenerek osmanlı hanedanıyla yakınlık kuran erkekler damat paşa adıyla anılırdı. Damat paşalara önceleri güvey 16. yüzyıl'da damat, daha sonra damad-ı hazreti şehriyarî (veya padişahî) dendi.
كم عمرك ، كم سنك ؟ yaş (kaç yaşındasın?) كَمْ عُمْرُكَ ؟
Osmanlı edebi dilinde ender olarak görülen garibān “gün batımı” anlamındadır.
Osmanlı'da kız çocuklarına, “kerîme” denilirdi. Yani Allah'ü Teâlâ'nın bir ikrâmı, lütfu.
Ad. [2} Osmanlı Devleti'nde, yabancı ülkelerden gelen ve ülke içinde kalmadan bir diğer ülkeye gönderilen eşya üzerinden alınan gümrük vergisi.