Biyouyumluluk, bir tıbbi cihazın, canlı vücudu üzerinde fiziksel, kimyasal ve biyolojik olarak herhangi bir zarar vermeden optimum bir uyum içerisinde olması olarak ifade edilir.
Dental materyallerin biyouyumluluğu; oral dokular üzerine zararlı etkilerinin en az seviyede olması şeklinde tarif edilmektedir. Bu etkinin derecesi; hastaya, materyalin fonksiyonuna, gücüne, yerleştirildiği koşullara ve zamana bağlı olarak değişir.
Biyouyumluluğu yüksek olan malzemeler, kısacası biyomalzemeler metaller, seramikler, polimerler ve kompozit malzemeler olarak gruplandırılmakta. Alüminyum oksit, biyoaktif cam, karbon ve hidroksiapatit (HA) biyouyumlu seramik malzemelere örnek olarak verilebilir.
Biyouyumluluk Testlerinin amacı bir biyomalzemenin veya tıbbi cihazın biyolojik sistemle uyumluluğunu ölçmek ve potansiyel olarak zararlı fizyolojik etkilere sahip olup olmadığını tayin etmektir.
Biyouyumluluk, tıbbi implantların geliştirilmesi ve bu implantların performansının iyileştirilmesi için de gereklidir. Biyouyumlu materyallerin kısa bir geçmişi sunulmaktadır. Biyouyumluluğun önemi, nikel ve krom içeren paslanmaz çelik implantlara karşı alerjik reaksiyonların sonuçlarıyla gösterilmiştir.
Biyomateryal veya biyomalzeme tıbbi sistemler için biyolojik sistemlerle etkileşime girecek şekilde tasarlanmış herhangi bir maddedir. Terapötikdir, vücudun doku işlevini tedavi eder, güçlendirir, onarır veya değiştirir veya tanısaldır.
Kompozit Biyomalzemeler
Dolayısıyla kompozit malzeme, kendisini oluşturan bileşenlerden birinin tek başına sahip olamadığı özelliklere sahip olur. Her bileşen biyouyumlu olmalıdır. Kompozitler, yüksek dayanıma ve düşük elastik modülüne sahiptirler.
Biyouyumluluk; kullanım sürecinde malzemenin, vücut sistemine uygun cevap verebilme, vücutla uyuşabilir, kendini çevreleyen dokuların normal fonksiyonlarına engel olmama ve iltihaplanma oluşturmama yeteneği olarak tanımlanmaktadır.
Mine: vücuttaki en sert maddedir. Dişi en dıştan koruyucu bir katman olarak çevreler. İçinde sinir hücreleri olmadigi için duyarlı degildir. % 97'si kalsiyum tuzlarından olusur. Diş minesi altıgen “apatit” kristalleri şeklinde düzenlenmiştir.
◦ Biyouyumlu polimerler ise isminden anlaşılacağı üzere içerisinde bulundukları canlı yapı ile biyolojik ve kimyasal açıdan uyumlu olan ve canlı yapının bağışıklık sistemi tarafından zararlı olarak algılanmayan ve kendisine karşı tepki geliştirilmediği veya kabul edilebilir düzeyde tepki geliştirilen polimerlerdir.