"Akıl (logos, epistêmê, intellectus, intelligentia, ratio, entendement, understanding) geniş kapsamıyla kösnüllüğün karşısındaki zekâ olan düşünme gücüdür. Daha dar bir kapsamdaysa akıl, anlayış karşısında ruhun bir bütün olarak anlama, (doğru) kavrama (soyutlama) hükme varma kapasitesidir.
Akıl, İslam'da akıl zekadan ziyade ileriyi görebilmek ve ona göre hazırlık yapabilmektir. Tasavvuf'da sâlik için önem arz etmektedir. Zira iman ile akıl bağdaşdırılmaktadır.
Bunlar sırasıyla (i) bilkuvve akıl, (ii) bilfiil akıl, (iii) müstefâd akıl ve (iv) Faal Akıl'dır (Fârâbî, 2012a, s. 218-233).
Zeka, bireyin bilgiyi anlama, öğrenme ve kullanma yeteneğini ifade eder. Zeka, genellikle akademik beceriler, problem çözme yetenekleri, hafıza, mantık ve dil becerileri gibi alanlarda ölçülür. Akıl ise bireyin düşünme, karar verme, muhakeme etme ve problemleri çözme yeteneğini ifade eder.
Beyin, kafatası içindedir ve kafatası kemikleri tarafından korunur. İnsan beyninin en büyük kısmı olan serebrum, iki serebral yarım küreden oluşur. Her yarım kürenin beyaz maddeden oluşan bir iç çekirdeği ve boz maddeden oluşan bir dış yüzeyi (serebral korteks) vardır.
Akıllı insan, olayları değerlendirebilme, fırsatları değerlendirebilme ve görüşlerini ifade edebilme yeteneğine sahiptir. Ancak zeki insan, sadece bunları değil aynı zamanda olayları daha hızlı ve etkili bir şekilde çözebilme, yargılarda bulunabilme ve ilişkileri kavrayabilme yeteneğine de sahiptir.
Kur'an terminolojisinde akıl “bilgi edinmeye yarayan bir güç” ve “bu güç ile elde edilen bilgi” şeklinde tarif edilmiştir (bk.
Kur'an, doğru (sahih) bir iman için aklî düşünceye özel bir önem atfeder. Kur'an'a göre, imanın yeri kalptir; ancak onun sözünü ettiği kalp, bizim akıl dediğimiz şeydir. Kur'an, dolayısıyla İslam, imana giden yolda işlevsel akla, onun önemine özel bir vurgu yapar.
Düşünme, kavrama ve anlama yetisi.
İnsan, akıl sayesinde hakikatleri kavrayabilir, Allah'ın rızasını aklın inayetiyle elde edebilir. Akıl, ilmin kaynağıdır. Şayet akıl olmasaydı cehaletin perdeleri aralanmaz ve pek çok husus anlaşılamazdı. Akıl, kendisini iyi kullanmayı bilen kimseleri, doğru yoldan ayrılmaktan engeller.