Sözlükte “kelime” anlamına gelen lafza (lafz) ile “azamet ve yücelik” mânasındaki celâlden (celâle) oluşan lafza-i celâl terkibi “kayıt ve kıyas kabul etmeyen azamet ve yüceliği ifade eden kelime” demektir ve yalnız Allah ismi için kullanılır. Aynı mânada Türk kültüründe “ism-i celâl” tabirine de rastlanır.
Kalbin üzerinde Lafza-i Celal (Allah) zikri çekilir. Bu zikir en az beş bindir. Bu sayının altına düşülmez. Onun nasıl çekileceğini bizzat mürşid veya onun görevlendirdiği vekili tarif eder.
Lafza-i Celâl; en büyük ve kuşatıcı isim manasındadır ki; Allah lafzının bir ifadesidir. Yani lafza-i celal; Allah demektir. Allah lafzı ise; Allah'ın en büyük ve en ihatalı ism-i şerifidir. Celal sıfatı; Allah lafzının sadece bir şubesidir.
İsmail Hakkı Bursevî, Süleyman ibni Ömer el-Uceylî, Allâme Ahmed ibni Muhammed es-Sâvî ve Muhammed ibni Ömer el-Câvî'nin de aralarında bulunduğu meşayıhtan bir cemaat (Kadesallâhü Esrârahüm), En'am Sure'sinin 124. ayeti kerimesinde bulunan iki lafza-i celal (ALLAH lafzı) arasında durmanın sünnet olduğunu ve bu arada ...
Buna göre söz Allah lafzı ile başlar veya Allah lafzı cümlenin devamında olup kendinden önceki kelimenin son harekesi üstün ve ötreli olursa bu durumda Lafzatullah'ın ل'ı kalın bir (â) sesiyle okunur.
Celal ismi, Arapça kökenli bir isim olup "büyüklük", "ululuk", "görkem", "heybet" ve "ihtişam" anlamlarını içinde barındırır.
En faziletli zikir, 'Lâ ilâhe İllallah (Allah'tan başka ilah yoktur.) ' demek; en faziletli duâ ise, 'Elhamdülillâh (her türlü övgü Allah'a mahsustur.) ' demektir. Hadis-i Şerif –Tirmizî, De'avât, 9 #GününDuası
Kalp zikrine 5.000 lafza-i celâl (Allah) diyerek başlanır, belirli zamanlarda 2.000 arttırılır. Bu zikirde dil damağa yapıştırılır, sükûnet içinde bulunularak ve sessiz olarak "Allah, Allah" denir. Bu zikirle ruhun güzel özellikleri ortaya çıkar, nefs yavaş yavaş ölür.