[1] (') Ucuz, özenmeden ve bayağı cins ayakkabı, kemer, cüzdan yapan veya satan esnaf.
i. kıptî kelimesi “Mısırlı, Mısır halkından olan” anlamına gelmektedir.
Gafaf: Kavafiye, kundura esnafı için söylenir.
Söz verme, üstüne alma.
Kavas, Osmanlı İmparatorluğu'nda genellikle yerel eşrafın ve yüksek statülü veya gelirli Avrupalı yabancıların hizmetinde çeşitli görevleri yerine getiren silahlı bir muhafız.
Benzerlerine göre nitelikleri daha düşük olan ayakkabılar yapan ve dükkanında satan esnafa kavaf denir. Eski metinlerde ve özellikle divan şiirinde bu kelimenin yerine haffaf sözcüğü kullanılmıştır.
Emine Dingeç, kıptîlerin Mısır'dan sonra Osmanlı ve Avrupa'ya geldiğinin düşünüldüğünü belirterek “Mısır'dan geldikleri kabul edilerek Kıptî denilmiştir. Mısır'ın eski yerli ırkından olan halkın adıdır Kıptî.
(< Yun. ki atos poīos) argo. Değersiz, işe yaramaz, basit, düşük nitelikli: Hicazdan mı, hüzzamdan mı, uşşaktan mı, kıtıpiyoz bir taksim yaptı (Osman Cemal'den).
Yön adlarının Köktürkçedeki şekillerine bakıldığında çağdaş Türk lehçele- rinde kullanılan şekillerden farklı oldukları göze çarpmaktadır: “İlgerü (doğu), öñre (doğu), kirü (batı), kidin (batı), kisre (batı), biri (güney), ḳurı (batı), ḳurıdın (batı), yırı (kuzey), yırıdın (kuzey)” vb. (User 2009: 227-233).
almancada muhtemelen aptal veya salak anlamına geliyor.