Gücü olmayan, kuvvetsiz, zayıf: “Hastalık beni güçsüz bıraktı.” 2. Gücü yetişmeyen, âciz, zebun: “Onlarla başa çıkamaz, güçsüz bir adamdır.” Dişlilerin arasında güçsüz güçlüye karşı (Orhan V. Kanık).
cılız, zayıf, güçsüz.
güçsüz {sıfat}
debile {sıf.}
yorulmak, güçsüz kalmak; yorgunluktan bayılacak duruma gelmek.
Kuvvetsiz kelimesi de hem güçsüz hem de zayıf sözcüğüyle eş anlamlıdır.
güçsüz, kuvvetsiz, zayıf s.
Eş anlamlılar: etkisiz
hareket edecek güçten yoksun ; çaresiz: Bacakları buruşmuştu ve ayağa kalkacak gücü yoktu.
Eş anlamlılar: etkisiz
hareket edecek güçten yoksun ; çaresiz: Bacakları buruşmuştu ve ayağa kalkacak gücü yoktu.
Eş anlamlılar: etkisiz
hareket edecek güçten yoksun ; çaresiz: Bacakları buruşmuştu ve ayağa kalkacak gücü yoktu.
İdeal kilosunun altında olan kişilere zayıf ya da çelimsiz denir. ''Dal gibi'', ''değnek gibi'' ve ''canlı cenaze'' gibi benzetmeler de zayıf insanlar için sıklıkla kullanılır.