istemek, talep etmek, niyetli meyilli olmak.
Eylem. [2] heves beslememek, fazla önem vermemek.
Veri tabanında tespit edilen deyimlerden gözünü dört açmak, gözünden kaçmak/kaçırmamak, gözü (birinin, bir şeyin) üzerinde olmak, göz kesilmek, göze çarpmak, gözlüye gizli olmamak, dört gözle bakmak, deyimleri bu kategori içinde değerlendirilebilir.
[1] Aç gözlü davranmamak herşeyden az az almak.
Deyim. [1] Eşinin dışında başka kimselerle de ilgilenen kişi. [2] İşini değiştirmeyi düşünen kimse.
Gözü açık olmak DEYİMİ AÇIKLAMASI
fırsattan yararlanmak, kurnazca davranmak.
Gözü üzerinde olmak DEYİMİ AÇIKLAMASI
Bir şeye, bir kimseye sık sık bakarak ne durumda olduğunu kontrol etmek, dolayısıyla kötü bir sonuca meydan vermemeye çalışmak. “Gözünüz üzerinde olsun, devamlı izleyin onu.”
Anoftalmik gözlerde ise görme beklentisi yoktur. Gözün görme potansiyeli olmasa dahi kendi hacmi ve büyüklüğü bebeğin göz etrafı kemik gelişimi için uyarıcı faktördür. Gözü küçük veya hiç olmayan bebeklerin göz etrafı kemik gelişimi yavaşlar ve durur.
- elde edemediği bir şeye karşı isteği sürmek. - elde edemediği bir şeyi kıskanmak. insanın sahip olmayı isteyip olmadığı, çok isteyip alamadığı ve alamayacağı bir şeyde aklının, gözünün, ahının kalmasını anlatan bir deyim.
Bu durumun farkında olan insanoğlu değerli şeyleri anlatırken göze benzetir. Ku şĭri pek (Göz boncuğu gibi) “kıymetli, değerli” anlamındaki deyimin bir benzeri de Türkiye Türkçesinde vardır. Türkiye Türkçesinde de “değerli, kıymetli” şeyler için “göz bebeği” kullanılır.