Aded kelimesi “miktar ve sayı” anlamına gelir. Adedî aynı kökten nisbet ekiyle yapılmış bir kelime olup çoğul şekli adediyyâttır; “sayıyla ilgili, tek tek parçaların oluşturduğu sayılı şeyler” demektir. Bir İslâm hukuku terimi olarak adediyyât, satım akdinde sayı ile alınıp satılan şeyleri ifade eder.
Kıyemî Mal: Aynı ismi taşısa da tek tek bakıldığında, değeri genellikle birbirine emsal olmayan mallara kıyemî mal denir. Örneğin aynı büyüklükteki iki arsanın ya da iki evin değeri çoğunlukla birbirine eşit değildir. Aynı şekilde, hayvanlar, değerli taşlar da kıyemî mallardandır.
İki veya daha çok kimsenin belli bir işi yapmak üzere kurdukları iş gücü ortaklığı mânasında fıkıh terimi. Emeğe dayalı iş ortaklığı anlamında İslâm hukuku terimi.
Sözlükte “birbirine benzeyen, birbirinin yerine geçebilen şeyler” anlamındaki misl kelimesinden türetilen mislî, fıkıh terimi olarak fiyatı etkileyecek bir fark olmadan birbirinin yerine geçebilen, görünüm, iç yapı ve ekonomik fayda bakımından eş özelliklere sahip aynı türe ait malları ifade eder.
Öte yandan veznî mallar, miktarları piyasada ağırlık ölçüsüyle tartılarak belirlenen mallar olmakla birlikte bilhassa Hanefî mezhebinde hacim ölçüsüyle ölçülen, fakat miktarı ağırlık birimiyle ifade edilen mallar da veznî kabul edilmiştir.
Mislî olmayan malları ifade eden hukuk terimi. Sayıyla alınıp satılabilen mal mânasında kullanılan bir terim. Aynı türe ait olup fiyatı etkileyecek bir fark olmadan birbirinin yerine geçebilen mallar anlamında fıkıh terimi.
Eğer iki mal şu ya da bu şekilde bir birinin yerine kullanılabiliyorsa bu mallara ikame mallar denilir. Örneğin ayran ile kefir; çay ile kahve.
Hukukî ve teknik anlamda mütekavvim mal “kullanılıp faydalanılması mubah olan şey”dir. Dolayısıyla bir malın mütekavvim olması için İslâm hukuk sisteminin o maldan yararlanmayı müslümanlar açısından mubah görmesi / yasaklamaması gereklidir.
Gayr-i mütekavvim mal: Şâriin kendisinden yararlanılmasını yasakladığı mallardır. Hukuki sonucu: Telef edildiğinde tazmin sorumluluğu doğmaz.
Ayn, kıyemî ve mevcut mislî mallar bakımından, mevcut ve ferden muayyen hâle getirilmiş malı; altın, gümüş ve para ile ilk baştan borçlunun zimmetinde deyn olarak bulunan mislî mallar bakımından, alacaklısı tarafından kabzedilmiş malı ifade etmektedir.