Kan; geçmişten günümüze sağlık ve yaşamın temel simgesi olarak görülmüş, modern tıpta ise tek kaynağı insan olan yaşamsal bir ilaç olarak kabul görmektedir. Kan vücudumuzun tek sıvı dokudur. Kalbe gelen kan pompalanarak damarlar içinde yol alır.
''Kanmak'' kökünden türetilmiş olan kanı kelimesi, düşünce, idea ve fikir anlamına gelir. Kelimenin fiil hali ''kanıya varmak'' şeklinde yazılır. Örnek: ''Bu kanıya tam olarak nasıl vardın?'' Günümüzde sıklıkla kullanılan kanaat kelimesi de kanı sözcüğünden türetilmiştir.
zf. (Eski Türk. kanı “nerede”) E. T. Türk. Hani, nerede?: Ahd bünyâdın mürüvvettir mi vîrân ettiğin / Kanı ey zâlim bizimle ahd ü peymân ettiğin (Fuzûlî – T.S.).
çok asık suratlı veya çirkin kimseler için kullanılan bir söz.
Osmanlı Türkçesi: قان (ota) ،خون (ota)
Türkçe Sözlük'te ilk anlamı “Atardamar ve toplardamar- ların içinde dolaşarak hücrelerde özümleme, yadımlama görevlerini sağlayan plazma ve yuvarlardan oluşmuş kırmızı renkli sıvı.” (TDK 2011: 1292) ola- rak tanımlanan kan, sözlükteki maddesinin genişliğinden de anlaşılabileceği üzere kültürümüzde çok önemli bir yere ...
Kan, birçok kültür ve medeniyette, doğumu, canlanışı, yaratılışı, var oluşu, hayatı aynı zamanda sonu, yok oluşu, ölümü çağrıştırmasının etkisiyle oldukça geniş bir inanç örüntüsü ve anlam alanı yaratır.
Tıbbi literatürde hemofobi olarak da bilinen kan tutması, yoğun ve mantığa aykırı kan korkusunu ifade etmek amacıyla kullanılır. Fobiler, kişilerin günlük hayatlarına devam etmesini olumsuz yönde etkileyen aşırı ve mantıksız korkulardır.
Eğer kandaki oksijen miktarı yüksekse yani kan oksijene doymuşsa açık kırmızı görülür. Ama kan eğer oksijene doymamışsa yani oksijen miktarı yetersizse koyu kırmızı görülür. Aslında kana parlak rengi veren oksijendir.
Kana; latincede hema, kanı inceleyen bilim dalına ise hematoloji denir. Bu sözcükler eski Yunancada kan sözcüğünü karşılayan haimadan türetilmiştir.