Tarihi milattan önce 6.yüzyıla kadar uzanan tiyatro, duyguların, düşüncelerin ve durumların sahnede sergilenmesi esasına dayanır. Yunanca, theatron kelimesinden türemiştir, seyirlik yer anlamına gelir. Tiyatronun Antik Yunan'da bağ bozumu tanrısı Dionysos adına yapılan dinsel törenlerde doğduğu kabul edilir.
Eski Türkler'de tiyatro
İkinci yaklaşıma göre Türk toplumunda tiyatronun Osmanlılar'dan ve İslamiyet'ten önceki devirlere ait önemli bir geçmişi vardır. Bu ikinci yaklaşımı benimseyen bazı yazarlara göre Orta Asya'da şamanizme dayalı bir yaşam sürdüren Türkler arasında tiyatro, din ile beraber doğmuştur.
Batılı Türk tiyatrosunun doğuşu ve gelişimi
İlki, 1839'dan başlayarak 1908'de II. Meşrutiyet'e değin süren Tanzimat tiyatrosu; ikincisi, 1908'den Cumhuriyettin ilanına değin süren Meşrutiyet tiyatrosu; üçüncüsü ise, 1923'ten günümüze dek gelen Cumhuriyet tiyatrosudur.
Türk tiyatrosunun batılı anlamda kurucusu olarak kabul edilen Muhsin Ertuğrul, sinema alanında da Türkiye'de ilk önemli katkıları gerçekleştirmiş; 1922-1939 yılları arasında Türkiye'de film yapan tek kişi olmuştur.
Geleneksel tiyatro başlığı altında genellikle kukla, meddah, Karagöz, orta oyunu ve köy seyirlik oyunu gibi gösteri türleri yer alır.
Batılı anlamda ilk Türkçe oyun, Şinasi'nin Şair Evlenmesi'dir (1860). Bu oyun Dolmabahçe Saray Tiyatrosu'nda oynanmak üzere yazıldığı bilinmektedir.
Geleneksel Türk Tiyatrosu yazılı metne dayanmayan, şarkı ile dans ve söz içeren gösteriler olarak öne çıkar. Özellikle meddah, kukla ve orta oyun bu konuda önemli türler içerisinde bulunur. Oldukça köklü bir tarihe sahip olan Geleneksel Türk Tiyatrosu, ilk başta halkı eğlendirmek amaçlı ön plana çıkmıştır.
Tiyatro eserleri müziksiz (trajedi, komedi, dram) ve müzikli (opera, operet, müzikal, pandomim, bale, revü, skeç, tuluat, vodvil) olmak üzere iki grupta toplanır.
Bilinen ilk tiyatro eseri M.Ö 6. yüzyılda yaşamış olan Aiskylos'a aittir. Bu eser normalde üç farklı oyundan oluşsa da sadece son oyun günümüze kadar ulaşmıştır. Son oyunda Zeus'un Prometheus'u ve insanları cezalandırması konusu işlenir.
Başlıca güldürü ögeleri ise şunlardır:
Bütün dünyada olduğu gibi Türklerde de tiyatronun doğuşunda iki kaynak tesirli olmuştur: Birinci kaynak, tarih öncesi devirlerden kalan ritüeller ve dinî merasimler. İkinci kaynak ise masal, efsane, destan gibi türler ve günlük hayattan alınan çeşitli olaylardır.