Nuh da küçük bir grup dışında tasdik etmediklerini görünce onlara yönelik beddua etmiştir. Bunun üzerine Nuh'un Tufanı diye bilinen olay yaşanmıştır. Bu olaydan önce Allah'ın emri ile bir gemi inşa ederek iman getirenlerin kurtuluşuna vesile olmuştur. İşte bu gemi hakkında birçok tartışma ve inceleme yapılmaktadır.
Güney yamacının üzerinde ise seyrek de olsa meşe bulunmaktadır. Cûdî dağı, dinler tarihi ve bilhassa İslâm dini bakımından önemlidir. Zira Kur'an'da Hz. Nûh'un gemisinin tûfandan sonra Cûdî dağına oturduğu belirtilmektedir.
Nuh Peygamber, ilahi emir gereğince, yer yüzün de bulunan bütün canlılardan, erkek-dişi birer çift gemisine aldı. Yeteri kadar yiyecek yükledi. Sonunda da ailesi ve iman eden bazı yakınlarını yanına alarak gemiye girdi. Oğullarından birisi “Tufan olursa, ben bir dağa sığınırım” diyerek gemiye binmedi.
Sümerlerin Gılgamış Destanları'nda da geçen ve bütün dünyaca bilinen bu efsaneyi gerçekleştirmek için bilginler, yıllardan beri, Ağrı Dağları'nda Nuh'un gemisinin kalıntılarını arayıp durmuşlardır.
Kuran'a göre Nuh Tufanı, dünyanın bir bölümünde olmuş bir olaydır. Genellikle Hüd süresinde bahsi geçer : “Nuh'a şöyle vahyolundu: “Toplumundan, daha önce inanmış olanlar dışında hiç kimse iman etmeyecektir. Artık onların yaptıkları yüzünden tasalanıp durma. Vahyimize bağlı olarak gözlerimizin önünde gemiyi yap.
Nuh'un gemisi ile çeşitli hayvan çiftleri (maymun, ayı, zürafa, aslan, Penguen, timsah, koala, kaz, güvercin, yengeç).
Bunun gibi, Âlemlerin Rabbi tarafından insanlara elçi olarak gönderilen peygamberler de ilahi otoriteye aidiyetlerini gösteren nişanlarını ve elçilik belgelerini ibraz etmek durumundadırlar. İşte bu belgelere ayet / mucize denir. Kuran'da bu ayetlerden, belgelerden biri olarak Hz. Nuh'un gemisi zikredilir.
Conversation. Evliya Çelebi tarafından yazılan Seyahatname'de, Hz.Nuh ve Hz.Yunus'un Kürtçe konuştuğunu belirtmiştir. Kürtçe'nin en eski insanlık dillerden olduğunu belirtirken, Kurdistan'ın da insanlık tarihinin ilk başlangıç yeri olduğunu yazmıştır...
Nûh'un hayatının 600. yılında ikinci ayda ayın on yedinci gününde tûfan başlar, kırk gün kırk gece yağmur yağar ve 150 gün boyunca süren yağmurun suları yeryüzünü kaplar.