Erdemli şehir tektir. Âlim ve erdemli kişilerin bulunduğu bir yerdir. Bu şehirde toplum üyeleri birbirine yardım eder. Erdemli olmayan şehirler ise dört çeşittir: Cahil Şehir, Fasık Şehir, Değişebilen Şehir ve Sapkın Şehir.
Fârâbî, siyaset konusunda eser yazan Müslüman düşünürlerden biridir. O'nun siyaset anlayışı insan merkezlidir. Siyaset felsefesinin ana temasını erdemli şehir oluşturur. Erdemli şehrin kökeni ve amacı mutlak saadettir.
Fârâbî bu eserinde metafizik, tabiat bilimleri ve siyaset felsefesi bağlamında, erdemli bir toplumu ayakta tutan dînî/siyasi resimlerin dayandığı gerçek felsefî tasavvurları vermekte, eserinin son kısımlarında ise sahte felsefelerden beslenen bozuk/batıl inançlara temas etmektedir.
El-Medînetü'l-Fâzıla (Türkçe: İdeal Devlet ya da Fazilet Şehri), Fârâbî'nin ideal devleti çözümlediği ütopik kitabıdır. Kitap varlık felsefesi ve siyaset felsefesi olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır.
İdeal erdemli şehrin yanında erdemli olmayan aykırı şehirler de vardır; zıt şehirler. Bunlar; cahil, fasık, değişmiş ve şaşkın şehirlerdir. Cahil şehir, şehir sakinlerinin gerçek mutluluğu tanımayan insanlardan oluştuğu şehir olarak tasvir edilir.
Farabi. insan davranışlarının hayra yani iyiliğe yönelmesi gerektiğini vurgulamıştır. İnsan ilkin kendini, sonra âlemi araştırarak mutluluğu aramalıdır. Felsefenin amacı da budur. Âlemin amacını irdelemek demek felsefe yapmak demektir.
2) Fâsık Şehir: Bu şehrin halkı mutluluğa ileten işlerin ne olduğunu bilir ve hayal ederler. Bununla beraber bu işlere sarılmayıp Cahil Şehir halkının işlediklerinin aynısına yönelmişlerdir. 3) Delalet Şehri: Sapık (dale) şehirler fazıl şehrin ilkelerinden başka ilkelerle hareket ederler.
Farabi, klasik siyaset felsefesini İslam'la birleştirmeye çalışmıştır. Mutluluğun Kazanılması, Farabi'nin yalnızca mutluluk kavramını ele aldığı bir eser olmayıp farklı bilim türlerini, bunların ayrı ayrı önemini ve nasıl gerçekleştirilebileceklerini anlatmayı amaçlamaktadır. Farabi'ye göre mutluluk, mutlak iyidir.
Erdemli insan, yanlışın peşinden gitmeyen, doğruyu savunan, haksızlıklara karşı duran, zayıfı –güçsüzü- koruyan, iyiliği benimseyen iyi huylu insandır. Erdemli insan; davranışları ve sözleriyle kendini gösterir ve farkına vardığında kendini kötü duruma düşürecek, utandıracak bir hareket yapmaz.
Fârâbî'nin erdem meselesine olan yaklaşımını ahlâk tarifinden çıkarıyoruz. O'na göre, ahlâk, insanda erdem adı verilen hayırların, güzel eylemler yapma imkânını bahşeden ruhî melekelerin ve istidadların gelişmesini sağlayan bir disiplindir.