Nakkaş, Osmanlı döneminde minyatür, tezhip ve diğer süsleme sanatlarıyla uğraşan sanatçılara verilen isimdir. Eski Türk dilinde resim yapan, ressam anlamındadır.
Çeşitli maddeler üzerine resim ve süsleme yapan sanatkâr, ressam, işlemeci. Sözlükte “birden fazla renkte boyamak, iğne veya özel aletlerle işleme yaparak süslemek” anlamındaki nakş kökünden türeyen nakkāş bu işi meslek edinenlere verilen unvandır.
Nakkaşlık sanatı İran'da ortaya çıkmış ve gelişmiştir. Kanuni Sultan Süleyman döneminde İran'dan getirilen Nakkaş Şahkulu'na bir atölye tesis edilmiş ve günlük yüz akçe yevmiye ile Arslanhane binasındaki nakkaşhanede sanat icra etmiştir.
Nakkaşhâne (Osmanlıca: نقّاشخانه); ressamlar, kalem işi yapanlar, musavvir, müzehhip, mücellit gibi kitap bezemecileri, değerli taş yontucuları, işlemeciler, taşçı ustaları, camcıların toplu hâlde bulunduğu atölyelerdir.
Bu dönemin en önemli nakkaşı ünlü Matrakçı Nasuh'un Beyan-ı Menazil-i Sefer-i Irakeyn-i, Tarih-i Sultan Bayezid, Süleyman-name adlı eserleri bu tarzın ilk örneklerindendir. Diğer önemli minyatür sanatçıları arasında Nigari ve Nakkaş Osman bulunmaktadır.
Osmanlı döneminde yaşamış olan en ünlü Nakkaş, Sinan Bey'dir.
Kökeni: "Nakkaş" kelimesi Türkçeye Farsçadan geçmiş bir kelimedir. Farsça kökenli olan "نقاش" (naqqaš) kelimesinden türetilmiştir. Anlamı: "Nakkaş" kelimesi, resim veya süsleme sanatıyla uğraşan kişiyi ifade eder.
Nakkaş Nakşi, kendine has üslubu ile Osmanlı resim sanatına yön veren önemli ressamlarımızdandır. Özelliklede sanatsal üslubunu oluştururken figürlerindeki biçimsel deformasyon onu çağdaşları olan diğer nakkaşlardan farklı kılmıştır. Onun tasvirlerinde figürler karakterleri ile özdeşleşmiştir.
Kâğıt sanatları, yazı ve resim sanatlarıyla birlikte düşünülen el sanatlarındandır. Bu çerçevede hattatlık, tezhipçilik, nakkaşlık, aharcılık ve ebruculuk Osmanlı uygarlığının güzel sanatlara kapı açan en incelmiş örneklerini meydana getirmiştir.
Araştırmacılar bu gerekçe üzerinden onun Kânûnî Sultan Süleyman'ın saltanatının son döneminde, sarayın ehl-i hiref teşkilatı altında görev yapan bir nakkaş olduğunu belirtmişlerdir. Osman bu dönemin akabinde II. Selim ve III. Murad dönemlerinde nakkaşhânedeki görevine devam etmiştir.