(ﻣﺴﺘﺘﺮ) sıf. (Ar. istitār “gizlenmek”ten mustetir) Gizlenen, gizli, saklı: Çün sırr-ı Hak vücûd-ı mezâhirde müstetir / Bir veche nâzırız bakalım Hak ne gösterir (Nev'î'den).
(ﻣﺴﺘﺪﻳﺮ) sıf. (Ar. istidāre “dâire şeklini almak”tan mustedіr) Dâire şekline giren, dâire şeklinde olan, yuvarlak.
osmanlica eserlerde mutemerrit addolunmak,turkce eserlerde ise direngen kilinmak olarak tanimlanan hukuki terim.
Bunlar içerisinde, söylenmeyen veya yazılmayan zamirler müstetir olarak adlandırılır. Bunlardan bazısı vücûben (zorunlu ) diğer bazısı ise cevâzen (tercihe bağlı) olarak gizlenir.
(ﻣﺴﺘﺪﻳﻢ) sıf. (Ar. istidāme “devamlı olmasını istemek”ten mustedіm) Sürüp giden, sürekli, devamlı: Habbezâ ervâh-ı ehlullâhtan / Oldu te'yîd-i ilâhî müstedim (Şeyh Gālib).
(ﻣﺴﺘﺘﺮ) sıf. (Ar. istitār “gizlenmek”ten mustetir) Gizlenen, gizli, saklı: Çün sırr-ı Hak vücûd-ı mezâhirde müstetir / Bir veche nâzırız bakalım Hak ne gösterir (Nev'î'den).
Kök anlamı olarak "etkileyen" veya "tesir eden" anlamına gelir. Anlamı: "Müessir" kelimesi, bir şeyin etkisi altında bırakan veya etkileyen anlamına gelir.
Borçlar Kanunu'nun 90. Maddesine göre, yapılacak veya verilecek şey usulü dairesinde kendisine sunulan alacaklı haklı bir sebep olmaksızın onu reddeder veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için daha önce kendisi tarafından yapılması gereken işlemlerden kaçınırsa mütemerrit sayılır.
İleri gelen, eşraftan olan kişi.
Aralıklı ve son bulan. Arada bağ kalmıyan, ayrılmış. Herkesten ayrılıp bir kişiye bağlı kalan.