Esir veya köleler arasından seçilip özel eğitimden geçirildikten sonra hükümdarın muhafız birliğine alınan ve zamanla aristokrat bir sınıf oluşturan ücretli askerler. Eski İslâm devletlerinde orduda, idarede ve sarayda çalıştırılmış köle ve esirler.
Arapça Asr kökünden gelen ˀasīr أسير "tutsak" sözcüğünden alıntıdır.
Esir, felsefede maddenin beşinci unsurudur. Ancak bu madde katı, sıvı ve gaz gibi algılanabilir hallerden farklı olarak yoğunluğu daha az, vibrasyonel hızı daha yüksek, daha süptil ve daha akışkan haline verdikleri addır. Maddenin esîr hali Orfe öğretisinde aether terimi ile ifade edilirdi.
Esir kelimesi aşağıdaki anlamlara gelebilir: Savaş tutsağı kölelik.
Savaş tutsağı anlamına gelmektedir. Bunun yanında tutuklu ve hükümlü manasında kullanıldığı da görülür. Bu anlamda esir kelimesi Kur'ân-ı Kerim'de bir yerde tekil (İnsan, 76/8) ve üç yerde de çoğul olarak (Bakara, 2/85; Enfâl, 8/67,70) geçmektedir.
sıf. (es-mek'ten es-er+ek+li – es-tir-i+k+li) halk ağzı. Kendini aklına gelen şeyin etkisine kaptıran, aklına geleni tutturan.
1. Savaşta düşman eline düşen kimse, tutsak. 2. Eskiden para ile satın alınan kimse, kul, köle, câriye: Hürriyetini bulmuş bir esir gibi (Ahmet Hâşim).
Esir eş anlamlısı kelimeleri hava, köle, tutsak, kul kelimeleridir.
Örneğin kişinin hayatından çok sıkıldığı ve bu hayattan bir türlü kurtulamadığı gibi anlamı üzerinden değerlendirilir. Esir kelimesini ele almak suretiyle cümle içerisinde birçok farklı alanda kullanmak mümkün.
Esîr, eski stoacıların ve günümüzde teozofların "aether" dedikleri, maddenin insanın beş duyusu ile algılayamadığı; katı, sıvı ve gaz hâllerine oranla yoğunluğu daha az, vibrasyonel hızı daha yüksek, daha süptil ve daha akışkan hâline verdikleri addır.