Meşruiyet, şer'i ve şeriat sözcükleriyle akraba bir kelimedir. Edebi anlamda ise meşru kabul edilen şeriata uygun olan manasında kullanılır. Siyaset Bilimi ve Genel Kamu Hukuku bu kavramı hukuk ve ahlak kurallarına uygun şekilde oluşturulmuş hukuki kurumlar ve kuralları ifadede kullanır.
Meşru kelimesinden türetilmiş olan meşruiyet sözcüğü, dilimize Arapçadan geçmiştir. Kişi ya da toplum için makbul, geçerli ve uygun olan şeylerin tamamına meşruiyet denir. Dinin hükümlerine ve yasalara aykırı olmayan tüm uygulamalar için de aynı kelime kullanılır.
Arapça şart kökünden türemiş olan meşrutiyet 19. asırdan itibaren Osmanlı Devleti'nde meclisli saltanat-hilafet anlamında kullanılmıştır. Daha genel ifadesiyle; meşrutiyet, bir hükümdarın başkanlığı altında parlamento yönetimine dayanan yönetim biçimidir.
1269). Anayasa Hukukunda kullanılan meşruiyet (légitimité) yönetilenlerin e- mellerine uygun olan bir siyasal iktidarın niteliğini (özellikle kaynağı ve şekli) açıklamaktadır. Bu durum da kendiliğinden itaat ve genel kabullenme değerini ifade eder.
Meşruiyet; meşru olma, kanuna uygun bulunma demek olup, iktidar sahibinin veya prensipler sisteminin haklılığı, siyasî iktidarın halkın rızasına ve tasvibine dayandırılması durumudur.
TDK Sözlüğü, meşruiyeti “Yasaya, dine veya kamu vicdanına uygun olan” ifadesiyle tanımlar. “Uygun” olma ölçütü, tanımlamalarda sürekli karşılaşılan bir sabitedir. Kamusal otorite, eylem ve kararlarında meşru olmak için, toplum katında “paylaşılan” bir dizi değerlere “uygun” olacaktır.
Meşruiyet, bir iktidarın rızaya dayanmasını ifade eder. Bu rıza, genel bir uzlaşmanın eseri ise buna oydaşma (consensus) adı verilir. İktidar ile otorite arasındaki fark da meşruiyetten kaynaklanır. Çıplak bir gücü insanlar üzerinde hükmeden otoriteye dönüştürmek için meşruiyet gerekir.
Birinci Meşrutiyet, Osmanlı İmparatorluğu'nda 23 Aralık 1876'da II. Abdülhamid tarafından ilan edilen, anayasal monarşi rejiminin ilk dönemi. Bu dönemin anayasası Kanun-ı Esasi, yürütme organı padişah II. Abdülhamid, yasama organı ise Meclis-i Umumi'dir.
Parlamento ile birlikte hükümdarın devletini yönetmesi olarak meşrutiyet kelimesi Türkçe içerisinde kullanılmaktadır. Diğer bir deyimi ile krallık yönetim şekli olarak da meşrutiyet kelimesi nitelendirilmektedir. Türkçeye Arapça içerisinden geçmiş bir kelime olarak kullanımı sağlanmaktadır.
İkinci Meşrutiyet (Osmanlıca: ايکنجى مشروطيت), Osmanlı Anayasası'nın, 30 yıl askıda kaldıktan sonra, 23 Temmuz 1908'de yeniden ilan edilmesiyle başlayan ve Mebuslar Meclisi'nin Sultan Vahdettin tarafından 11 Nisan 1920'de tasfiyesi ile sona eren dönemdir.