ѻ Nevbet-be-nevbet: Nöbet nöbet, zaman zaman: Yıldırım gûyâ olur nevbet-be-nevbet müncelî (Muallim Nâci).
Ortaçağ Türk ve İslâm devletlerinde hükümdarlık alâmetlerinden biri. Osmanlılar'da resmî-askerî mûsiki takımı ve buna ait mehterhâne teşkilâtında görevli kişi.
Nevbet sözlükte; devir, fırsat, topluluk, felâket ve nöbet gibi anlamlara gelmektedir. Genellikle “askerî mızıka takımının hükümdarın sarayı veya otağı önünde davul vurarak icra ettiği mûsikî” mânâsında kullanılmıştır.
Abstract. Türk tarihinin her döneminde var olan askerî müzik geleneği, Büyük Selçuklularda nevbet adı altında yaşatılmıştır. Selçukluların hâkimiyet alameti olan nevbet topluluğu, saraylardan, savaş alanlarına kadar pek çok ortamda kullanılmıştır.
İlk Türk- İslam devletlerinde hükümdarlık sembolleri manevi olarak lakaplar/ unvanlar ve hutbe; maddi olarak ise sikke, hil'at/ tırâz, menşûr, bayrak, saray, taht, tac, çetr, nevbet, başkent, ğâşiye, yüzük, altın kemer, altın toka, altın kabzalı kılıç ile altın eğerli at olarak sıralanabilir.
Nevbet (mehter/bando) takımının sultanın saray veya otağının önünde günün beş (namaz) vaktinde nevbet (davul, kös) vurması, onun saltanatının devam etmekte olduğunun ilan edilmesi anlamına gelmekteydi. Bu eski Türkler'den intikal eden bir gelenekti.
Buna göre, eski Türk inanç sisteminde tuğ, bir tören veya tapınma aletidir. Kamların tuğu, bir âsâ veya sopa üzerine bağlanmış at kıllarından oluşurdu. Bu sopa, aynı zamanda "kamlık rütbesi” idi. Ayrıca, kam ilahileri ve dualarında ruhlar da kişileştirilerek "tuğ sahibi” sayılırlardı.
Büyük Selçuklular'da tırâz bir hâkimiyet alâmeti olup hükümdarın adının, lakap ve unvanlarının yazılı olduğu kırmızı renkte bir elbisedir. Bu elbise hükümdar tarafından tâbi hükümdarlara, devlet erkânına, yabancı hükümdarlara verilen hediyelerin (hil'at) en önemli unsuruydu.
Bazı İslâm ve Türk devletlerinde hükümdarlık alâmetlerinden biri. Türkçe'ye Farsça'dan geçen ve “şemsiye, çadır” anlamına gelen çetrin aslı Sanskritçe çhattra (gölgelik, siper) kelimesidir (bk. ÇADIR). Çetr (mizalle), hükümdar sefere veya alayla bir yere giderken başı üzerinde tutulurdu.
Hükümdarlık sarayının kapısında veya saltanat çadırının önünde namaz vakitlerinde çalınmak üzere davul ve onu tamamlayan diğer çalgılardan oluşan nevbet takımları (nevbethane) kuruldu. Nevbet takımlarının yaptığı müziğe nevbet-i penç (beş nöbet) veya nevbet-i pengane (beş vakit nöbet) denilirdi.