Hiyeroglif, antik döneme ait bir yazı sistemi. Birçok türü olan hiyerogliflerin en bilinen türü Mısır hiyeroglifleridir. Ayrıca Luvi hiyeroglifleri ve Urartu hiyeroglifleri de bu yazı sisteminin Mezopotamya'da kullanılan diğer örneklerindendir.
Grafiti, çoğunlukla kamusal bir alanda yer alan bir duvar ya da yüzeye çizilmiş, kazınmış veya püskürtülmüş yazı ve çizimlerdir. Kelime, Yunanca "graphein" (yazmak) kelimesinden gelmiş ve İtalyanca "sgraffio" (karalamak) kelimesinden türemiştir.
640'larda Müslüman yönetimine geçtiğinde hiyeroglif tamamen unutulmuştu.
Zaman içinde de kısaltılarak (dil biliminde ellipse adı verilen olay) mısır adını almıştır. Ayrıca Anadolu'da mısır en çok Doğu Karadeniz bölgesinde ekildiğinden ve Karadeniz bölgesine mısırı Laz denizciler yaydığından dolayı mısıra "Laz otu" ya da kısaca "lazut/lazot" da deniyordu.
Sfenks, Piramitler, develer, firavunlar, hiyeroglifler, çöl safarisi ve Kızıldeniz dalışları gibi saymakla bitmeyecek birçok şeyle tanınan, çoğu insanın hayatında bir kez olsun gezip görmek istediği tam anlamıyla tarih kokan şehir: Mısır.
Mısırlıların ölümsüz hayata olan inançları bir mezar mimarisi oluşturmalarını sağladı. Firavunlar tahta çıktıklarında mezarlarının yapımına başlanıyordu ve hayatı boyunca devam ediyordu. Heybetli ve sağlam görünüşlü mimari taş duvarların dengesini sağlayabilmek ihtiyacından ötürü oluşmuştu.
Mısır yemeklerinin örnekleri arasında pirinçle doldurulmuş sebzeler ve üzüm yaprakları, humus, falafel, şavurma, kebap, köfte, ful medames, koşari ve molehiya sayılabilir.
Antik Dünya'nın hiçbir yerinde, başka hiçbir kültürde, Antik Mısır'da hayal edildiği gibi rahat bir ölümden sonra; Ahiret yaşamı yoktur.
Günümüzde "kıpt"î kelimesi Hristiyan Mısırlılar'ı tarif etmekle beraber Eski Mısır dilini de (Kıptîce) belirler.
Mısır'ın simgeleri altın kartal ve beyaz nilüferdir.